ANTALYA’DA VOSVOS BİRLİKTELİKLERİ

 

Her kuruluşun, topluluğun veya  klübün doğuşu, büyümesi ve gelişmesi vardır. Bunlardan kimileri gelişmesini sürdürür, uzun yıllar yaşarlar. Kimileri de kısa soluklu olurlar ve daha büyümeden kaybolup giderler. Hatta doğmadan ölenler de vardır.

 

Eğer o topluluk gelişemeyip kaybolup giderse sahiplenen çıkmaz. Unutulur. Fakat gelişip bir değer kazanırsa, toplumda saygınlık ve sevgi timsali olursa sahiplenen çok çıkar.

 

Vosvosumuzla giderken  durdurup klüp amblemini göstererek “bu klübü ben kurdum” diyerek açıklama yapma ihtiyacını duyan  hiç tanımadığımız insanlar olmuştur. Benzer olayları pek çok klüp üyemiz yaşamıştır.

 

Nerede vosvos konusu açılsa  “ne şirin arabalar, sahiplerinin klüpleri var. Çok güzel şeyler yapıyorlar “ denir genelde. Bunların arkasından hemen birisi çıkıp “o klübü  ben kurdum” da diyebilir. Bu insanlar beni tanımaz, ben onları tanımam. İçimden gülümser geçerim. Çünkü KFCA kuruluş sistemini elimle yazdığımı anlatsam, ilk 3 kurucu üyeyi 1, 2 v 3 numarayla kuruluş safhasında kaydetmiş olduğumu söylesem, vosvoslar nedeniyle oluşan hoş sohbet ortamı zarar görebilir. “Ben kurdum o klübü” diyenin beni tanımaması işimi kolaylaştırır. Hem kim kurarsa kursun? Ne önemi var der geçerim? Önemli olanı yakalamışız zaten. Tüm toplumca benimsenmiş olan, yuvarlak hatlı rengarenk vosvoslarımız vasıtasıyla yarattığımız karşılıksız sevgi ve paylaşım değilmiydi amacımız?

 

Başarılı olmuş, hatta pek çok özelliği ile topluma iyi örnek olmuş, itibarlı, kabul görmüş toplulukların, bazı siyasi, ticari ve kişisel çıkarlar için kullanılması ülkemizde işin kolayına kaçanların severek denedikleri yöntemlerdir.

 

Birileri çıkıp memleket meselelerini vosvos konvoyları ile halletmeye kalkabilir. Toplumun sempatiyle baktığı bir grubu kendi siyasi hedefi için  kullanmanın o siyasi amaca getirisinin olacağı da bir gerçektir aslında.

 

Bir başkası “işte bu grupta kazanç var” da diyebilir. Gelip  şirketinin promosyonunu yapar. Bir diğeri “Bunlar medyatik, öyleyse medya kanalıyla, en popüleri olan interneti kullanarak kendime bir kazanç kapısı açarım” diye düşünebilir. Bir vosvos satın alarak  ve bir de web master bularak internete dayalı bir klüp kurmak ve vosvosseverleri oraya kaydederek şu kadar yüz adet üyem var , günde şu kadar bin giriş var siteye diye reklam da alabilir. Vosvosseverlik adına kurduğu yeni işin  maliyeti satın alınan vosvos dahil 3 000 YTL yi geçmez. 

 

“Vosvosseverler vosvoslarına gözü gibi bakar, öğrencisi bile harçlığını vosvos yedek parçasına, tamiratına harcar. Bunlarla ilişki kurmak ve kullanmanın en kolay yolu aralarına girmektir” deyip klübe kaydını yaptıranlar ve daha sonra müşteri portföyünü oluşturanlar da çıkar.

 

Sempatik kültür arabaları ve sevimli sahiplerinin oluşturduğu imaj öyle bir şeydir ki, birileri bundan kazanç sağlamaya başlarsa o imajı kendi eliyle yok edebilir. Kazanç kapısının kapandığını  düşündüğü anda da o topluluğu ilk terk eden kendisi olur. Giderken  yardımcıları ve yandaşlarını almayı da ihmal etmez.  Ne koparırsa kardır. Önemli olan bu dostluk ortamı nedeniyle oluşturulan kazanç çarkı dönebildiği kadar dönsündür.

 

Bütün bunlar tüm vosvos toplulukları için kimisine göre olumlu kimisine göre de olumsuz gerçeklerdir. Ülkemizde kurulan, gelişen, kaybolan, dernekleşen, yeniden kurulan vosvos kuruluşlarını araştıran herkes bu anlatılanlarda bir veya birkaç parça bulabilir. Antalya da buna dahildir.

 

Antalya’da yaklaşık 400 civarında vosvos var. Karşılaştırma yapmak gerekirse İstanbul’da tahminen bunun 10 katı mevcuttur. İstanbul’da ve Antalya’da son 4-5 yıldaki vosvossever aktivitelerine bakıldığında, vosvossever etkinliklerinin vosvos sayıları ile doğru orantılı olmadığını görmekteyiz. Peki, her vosvos topluluğunda olabilecek şeyler Antalya’da olmasına rağmen neden Antalya farklı görünüyor. Neden Antalya’ya   Türkiye’nin her yerindeki klüplerinden ya da vosvosseverlerden tebrik yazıları geliyor. Neden? Neden?

 

Nedenler herkese göre farklı. Bazılarına göre ilkeli davranış, kimisine göre ise katı kuralcılık, saygı ve sevgiden ödün vermeme, işin içine ticaret ve siyaseti sokmamaya özen gösterme gibi pek çok faktör nedenler arasındadır.

 

Nedenler herkese göre farklı olsa da, gerçekler, yani yaşanmışlar herkese göre aynıdır ve anı olarak hafızalarda yerlerini almışlardır. İşte özetle Antalya’daki vosvosseverlerin birliktelikleri, yaşadıkları.

 

Aşağıda anlatılanlar Antalya’daki vosvossever aktivitelerinin bir bakıma tarihidir.

 

Antalya’da Vosvoscuların ilk buluşmaları 1994-95 li yıllarda olmuş. Olmuş,  çünkü o dönemle ilgili elimizde en ufak bir yazılı veya görsel materyal mevcut değil. Bildiklerimiz bize anlatılanlardan ibaret.  Ekmeğini vosvostan sağlayan insanların öncülüğünde kurulan ilk Antalya vosvos klübü çok kısa sürede adli olaylara da karışarak dağılmış. Yani iş karakolda bitmiş. Bu dönemle ilgili kimse çıkıp da ben kurdum demiyor. Bir başkaları bir başkasının kurduğunu söylüyor. Bu klübü kuranlar sonraki dönemde vosvos faaliyetleri artınca Antalya’da klübü ben kurdum demekten de çekinmiyorlar.

 

Kaplumbağa Fan Club İstanbul 1995 üyelerinden Mehmet Budak 1999 yılında Çıralı’da pansiyon işletiyor. Vosvosunu Antalya’ya tamire getirdiğinde Rifat Ses ve Faruk Demirhan ile tanışıyor  Vosvos sahibi Fuat Kıvran da bulunuyor. Neden klüp kurmayalım diyorlar. Çıralıda 4 kişinin katılımıyla  ilk buluşma gerçekleşiyor. Fuat Kıvran bu toplantıya katılamıyor, kendisini temsilen İsmail Yalçınkaya gidiyor Çıralı’ya. Küçük bir gazete ilanı ve arkasından sayıları 30-40 arasında bir vosvossever gurubu oluşuyor. İstanbul’un amblemi kendilerinden izin alınarak kullanılıyor. İstanbul’95 yerine Antalya’99 yazılıyor. İsim de Kaplumbağa Fan Club Antalya’99 oluyor. Bu birliktelik yaklaşık 10 ay sonra kendiliğinden dağılıyor. Klüp başkanı olan Mehmet Budak’ın iş yeri değişikliği, Çıralı’dan Antalya’ya gelmesi buna neden olarak gösteriliyor. 2000 yılının son aylarında  faaliyeti sona eren klüp üyeleri daha sonraki iki yıl içinde bir araya gelemiyorlar ve tamamen dağılıyorlar.

 

Eylül 2002 de İsmail Yalçınkaya, Peter Werner ve Fuat Kıvran  vosvosseverleri  toplamaya karar veriyorlar. Önceki dönemde neler iyi oldu, klüp neden dağıldı, ne yaparsak uzun süreli olur diye kendi aralarında tartışıp deneyimlerini ve Türkiye’deki vosvos klüp ve derneklerinde neler olup bittiğini de inceleyerek yeniden kuruyorlar klübü. İsim ve amblemi aynen koruyorlar, önceden yapılanlara saygı gereği. Fakat başarısız sonun tekrarlanmaması için yapılanmada önemli değişiklikler gerçekleştiriyorlar. Kayıt ücreti, aidat vs kaldırıyorlar. Siyaset ve ticaret kesinlikle klübe sokulmuyor. Yönetim kurulu temsili ve yönetici değil, icracı, iş üretici kişilerden seçiliyor.

 

Sistem sağlam kurulunca “çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane” örneği gerçek oluyor. Grubun samimiyet ve istikrarını gören vosvos sahipleri ve hatta vosvosu olmayanlar arkası arkasına üye oluyorlar. Antalya dışından  bile üye kaydı yapılıyor. Antalya vosvoscuları her yerde örnek gösterilmeye başlıyor. Oluşan itibar “bu klübü ben kurdum” diyenleri çoğaltıyor.

 

Bu arada vosvos birlikteliğinden yarar sağlamak isteyenler de sahnelerde yavaş yavaş yerlerini alıyorlar. Kimisi siyasi, kimisi ticari, kimisi de kişisel hedeflerini bağlantılarını, hatta borç ve alacak işlemlerini klüp kimliğiyle gerçekleştirmeye çalışıyor. Üye sayısı 197 yi bulduğu nisan 2007 de icracı yönetim kurulu üyesi sayısı bir elin iki parmağını geçmiyor. 

 

Kayıtlı üyelerin çoğunluğunun  hiçbirşey üretmemesi ve topluluğa en ufak bir katkıda bulunmamasına rağmen klüp olanaklarından diledikleri gibi yararlanmaları zaten önceden planlanmış. İnsanlar klübe kaydolurken sadece bir form dolduruyorlar. Bu formu doldurmakla birlikte klüp olanaklarından diledikleri kadar yararlanmaları serbest. Üretenler de bunu biliyor ve karşılıksız paylaşımı destekleme adına büyük bir zevkle devam ediyorlar katkıda bulunmaya. Çok güzel ve geniş katılımlı etkinlikleri üstleniyorlar ve başarıyla sonlandırıyorlar bu üç beş kişi. Dostlarından gelen bir gülümseme, küçük bir teşekkür, dışarıdan yönelen bir “aferin, bravo “ sesi kendilerinin ödülü oluyor.

 

Oluşan güzel ortamı korumak, kurmaktan daha zor geliyor. Çünkü kurarken ortada engelleyen kimse yok. Seyircilerden çoğunluğu ise  “nasıl olsa başaramazlar” diye bekliyorlar. Özellikle daha önce başarısız olup bırakıp gidenler uzun süre bekledikten sonra, ortalıkta güzel işler olduğunu görünce  yavaş yavaş boy göstermeye başlıyorlar. Bu gruptan nasıl yararlanabilirim hesapları yapılmaya başlanıyor bile. Bunların önünde klübün temel prensipleri ve kurallarının olduğunu bilmelerine rağmen çalışmalarını sessizce sürdürüyorlar. Çünkü vosvosseverlerin yumuşak karnının hoşgörülü olmaları ve kimseyi kırmak istememeleri olduğunun bilincindeler.

 

İşte bu hoşgörü, klübün temel ilkelerini yok sayarak çıkar sağlama faaliyetlerini cesaretlendiriyor. Temel ilkelerini bilerek ve kabul ederek geldiklerini kolayca unutuyorlar. Kendilerine gösterilen karşılıksız vosvossever hoşgörüsünü, klüp ilkelerini yok saymak amacıyla kullanmaya çalışıyor.Vosvossever hoşgörüsü  uzun süre  bunları da kontrol altında tutuyor. Klüp temel ilkelerinin zorlanması pek bir fayda getirmeyince, hedef bu ilkelere sahip çıkan, az sayıda aktif vosvossever olmaya başlıyor. Karşılıksız sevgiye, dostluğa, gönüllü üretmeye ve üretileni hak etsin etmesin herkesle  paylaşmaya dayalı başarılı sistemi, “daha çok istiyorum, hepsi benim, üretene tuu kaka, hepsini bana vermeyen benden değil, benden değil olan ise farklı bir gruptan, ilkeler bizi ilgilendirmez, ben yaptım oldu” anlayışı klüp içi olumlu havayı zorlamaya başlıyor. Antalya vosvosseverleri Nisan 2007 sayısı 200 e yakın üyesiyle, hiç beklemediği bir büyüklüğe, yine hiç beklemediği  tür problemlerle giriyor. 5 yıllık aktif bir dönemde belli bir noktaya gelindiği anlaşılıyor artık.

 

2002 ile 2007 arasındaki zaman diliminde neler yapılmış, neler yapılmamış bir envanter çıkartmanın zamanı gelmiş de geçmiş bile.. Neler iyiydi? Neler kötüydü? Neler başarıldı? Neleri yapılamadı? Zaman öz eleştiri zamanıydı. Arşivdeki tüm veriler değerlendirildi. 5 yılın değerlendirmesi günahıyla sevabıyla analize edildi. Türkiye ve yurt dışındaki benzer klüplerdeki yapılanmalar bir daha gözden geçirildi. Aynen devam değil de yeniden yapılanma kararı verildi. Yeniden yapılanma kriterleri ise eldeki verilerden kendiliğinden ortaya çıktı. “İyi ki yapmışız, aferin bize” dediğmiz unsurlar aynen korundu, “keşke bunu şöyle yapsaydık” dediklerimiz değiştirildi.

 

Yeni yapılanma mayıs 2007 de gerçekleşti. Yeniden yapılanmayla birlikte klüp içi çıkar amaçlı gruplaşmalara yol açabilecek unsurlara meydan vermeyecek yeni düzenlemelere yer verildi. Yenilikler yazılı hale getirildi ve üyelere bire bir anlatıldı. Yeni yapılanma hakkında bilgi edinen bütün  üyeler “çok iyi yapılmış böylesi daha iyi” deyip yeni koşullara göre üyeliklerini yenilediler. Yeni, yapılanmanın anlatılması ve üyelerin üyeliklerini yenilemeleri için 31 mayıs 2007 tarihine kadar süre verildi. Yeni yapılanma sözünü duyan birkaç üye , ellerinden geldiğince çok sayıda üyeyi arayarak gerçek olmayan bilgiler yaydılar. Klübün yönetiminin tümden görevden çekildiği şeklinde açıklama yaptılar. Klübün kapandığını ve yeni klüp kurulduğunu kapı kapı dolaşıp anlatarak sözde dağılan klüpten istifaya davet ettiler. Klüple ilgisi pek olmayan, olanı biteni izlemeyen, uzun süredir klübe uğramayan bazı  üyeler önlerine konan kağıtları imzaladılar. Kimisi de bunlar imzaladıysa ben de imzalayayım bari dedi. İmza toplayanla birlikte imzalatılanların sayısı 18 adete ulaştığında bu isimler yeni klübün kurucularıydı artık. İstifa dilekçelerinin birisindeki gerekçe, “klübün üyeleri arasında iletişimin azaldığı ve klübün az etkinlik yaptığı” yazılıydı. Bir diğer dilekçede ise klüple doğrudan ilgisi olmayan bir nedene yer verilmişti. 16 istifa dilekçesinde ise gerekçe yoktu. Bunlardan bir tanesindeki ismin klüpte kayıtlı olmadığı görüldü. Yani bizde ismi bulunamayan birisi bile istifa etmişti. 18 dostumuzdan hiçbirisi yeni yönetim sistemi hakkında bilgi edinmedi. Bu ortak noktalarının yanında vosvoslarını tamir ettirdikleri tamirhanenin aynı olması  gibi başka bir  ortak noktalarının daha olduğu dikkatlerden kaçmadı.

 

Yeni yapılanma  ile birlikte kayıtlarını yenileyen üyeler 5 haziran 2007 tarihinde toplanıp yeni sistemi değerlendirdi ve oybirliğiyle kabul etti. 

 

Mevlana’nın söylediği bizim için de geçerliydi:

 

“Dünle beraber gitti,

Ne kadar söz varsa düne ait cancağızım.

Bugün artık yeni şeyler söylemek lazım

 

 

Sonuç ve özet:

  1. Antalya’da 1994 de deneme safhasında başladığı ile bittiği bir olan, yani ölü doğan bir vosvossever birlikteliği yaşanmıştır.
  2. 1999 doğan  oluşum, KFCA’99 adıyla faaliyete başlamış, daha çocukluk hastalıklarını bile geçirmeden 10 ay sonra, başkanının işyeri Antalya’ya taşınınca sessizce ortalıktan kaybolmuştur.
  3. 2001 yılının sonlarında yeni bir sistemle başlatılan, KFCA adı altında faaliyet gösteren Antalya Vosvossever topluluğu, yaklaşık 5 yıl süreyle neler yaptığı herkesçe bilinen iyi veya kötü bir süreç yaşadı.

 

Bu süreç içinde kimi üyeler  “klübün aktivitelerini yeterli bulmama” gerekçesini bildirerek yeni klüpler kurdular. Bunlardan ilki yaklaşık 3 yıl önce internet ortamında kuruldu ve 2 yıl sonra faaliyetine son verdi. Kurulan bu klüpte faaliyetlerini sürdüren bazı üyeler aynı zaman diliminde KFCA olanaklarından yararlanmayı da ihmal etmediler.  2007 Mayıs ayında Antalya ikinci kez, ikinci klübüne kavuştu. İkinci klübün kurucuları, ilkindeki kurucular gibi yine KFCA üyelerinden oluştu.

 

Vosvos o kadar çok seviliyor ki, sayıları artmamasına, hatta azalmasına karşın vosvos klüplerinin sayısı her geçen gün artıyor.  Antalya’da beş yıl önce kimsenin farkında olmadığı vosvos sevgisini uyandırdığımız ve yeni yeni klüplerin kurulmasına neden olacak kadar da bu sevgiyi yaydığımız için KFCA olarak mutluyuz.

 

 

 

Sevgilerle

Fuat  Kıvran

Antalya 13 Haziran 2007

 

Not: 

 

1.Bu yazı, hem gerçek hayatta hem de internet ortamında hatalı bilgilerin dolaştığını saptadığımız için yayınlanmıştır. İlk kuruluş hariç, diğer dönemlere ait verilen tüm bilgilerin kanıtları mevcuttur.

 

2.KFCA faaliyetleri arasında siyaset ve ticaretin olmaması, üyelerin ve vosvosseverlerin siyasetle veya ticaretle ilgilenmedikleri anlamına gelmez. Dostlarımızın bu faaliyetlerini klüp içine taşımamaları yeterlidir. Sadece bir hobby klübü olma, siyasi veya ticari hedefli faaliyet gösterme ya da göstermeme her topluluğun kendi tercihidir. Bu tercihlere saygı gösterilmelidir. Yeter ki o tercihlerini açıkça belirtsinler ve hobby nedeniyle değil de ticari veya siyası nedenlerle orada olduklarını açıklasınlar. Aksi halde hobby klüpleri, ikincil kazanç sağlamaya yönelik müşteri veya yandaş avlama alanlarına dönüşür. Avlamalara izin verildiğinde  avlanacak kişi sayısı çok çabuk tükenir. Batı ülkelerinin vosvos klüplerinde yaptığımız incelemelerde siyasi faaliyet yürüttüklerine rastlamadık. Vosvos yedek parçacıları ve tamircilerinin ise klüplerle, hobby amacıyla değil profesyonel olarak  ilişki kurduklarını,  zaman zaman da sponsor olduklarını gördük.