|
Ben hiç
vosfest in etkinlik planına bakmadım..
Programa baksaydım da gene de aynı şeyleri
yapardım..İzmirli , İstanbullu , Ankaralı, Bursalı
vosvoscularla biraraya gelirdim.. Mustafa Dermanlı kim?
Dursun nerede? diye sorup mümkün olduğunca fazla
vosvoscuyla tanışmaya çalışırdım. Gene klüp çadırımızda
Türk kahveleri pişirir , gelene gidene kek ikram eder
sohbetin de hasretinde mutluluğunu yaşardım..
Yıllardır
görmeyi çok arzu ettiğim vw modelleri, tanışmayı çok
istediğim sevgili vosdostlar .. ve herkesi bir arada
görebilmenin keyfi..
Biz
bunlar için Geliboluya, Çaltıdereye , Vosfest e
katıldık.. daha fazlasını ben hiç istemedim..
İlk
vosfest duyurusu geldiğinde organizasyonda adı geçen
klüpler arasında kfcantalya da vardı. Kendi aramızda
konuşup organizasyondaki arkadaşlardan bizi o listeden
çıkartın dedik.. organizasyonda olamayız sadece
katılımcı olabiliriz.. bize göre organizasyonda olmak ;
yapılacak her toplantıya katılıp , üzerimize düşenleri
öğrenip bunu da eksiksiz olarak yerine getirmekti.
Sorumluluklarımızı yerine getiremezsek de hataları
üstlenmek gerekirdi. Biz çok uzaktayız ve işlerimiz
yoğun.. bu yüzden organizsayonda olamadık.. bu yüzdende
klüp sitemize vosfest te tam destek veriyoruz logosunu
yerleştirmedik.. o logoyu koyarsan o etkinliğin başından
sonuna her aşamasında var olman gerekir. Yoksa
katılımcısın demektir.
Bu
yüzden olması vaad edilenle, olan konusunda şikayet
edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Ve bu kadar olmuş
olması bile bir avuç insanla mucize diye
değerlendiriyorum..
Vosfest
te rahatsızlık duyduğum bir iki konuda oldu..
Emeklerin
kişisel çıkarlar yönünde kullanılması ..
kKübümüzün hiç bir ticari amaç gütmeden düzenlediği
fotoğraf yarışmasının fotolarını orada bardak altlığı
yapılmış şekilde satılıyor olması çok rahatsızlık
vericiydi. Fotoğrafı çekip klübümüze güvenip yollayan
kişilere hiç sorulmadan bu tür bir kazanç sağlanması hoş
değildi.
Diğer
bir konu da giderken her yere atılmış çöpleri kimlerin
toplayacağını atanların hiç düşünmemiş olmalarıydı.
Herkes
gittiğinde o çöpleri gene o vosfesti düzenleyen
arkadaşlar topladı.. alanın büyüklüğü ve gelen insan
sayısı düşünülürse ortaya çıkan manzara berbattı.
Elimizden geldiğince yardım ettik ama çöpleri bile
toplamak onlara bırakıldı.
Antalya
dan yola çıktığımızda Burdur da fıstığımı tamirciye
bırakırken Antalya'ya geri dönmek aklımıza gelmedi.
Aküden zehirlenip bulduğum her yerde bayıldığımda da
vazgeçmedik.
Biz
yukardaki gördüğünüz fotoları yaşamak için oradaydık..
küçük düşündük , büyük anılarla döndük.
Cihangir, Fuli, Oğuz, Funda, Tayfun, Dursun, Mustafa,
Ahmet Sevim. Adını bilmediğim diğer arkadaşlar..
teşekkürler..vosfest sayesinde Galip beyin Huriye'sini
benimmiş gibi hayal etme imkanım oldu.. İnsel'in
Mebus'una kimi bulduysam götürme keyfim oldu. Fuat
kıvran ın bullisi nde prensesler gibi yolculuk yapma
şansım oldu.. klüp başkanlarını yerlere yapışık
uyurken fotoğraflama fırsatım oldu..
Benim
vosfest ten beklediğim bunlardı..oldu..
Son
bişey: vosvos lar.. herkesin orijinalliği koruma çabası
çok güzeldi. Vosvoslarına saygı duyan her vosvoscuya tek
tek teşekür etmek isterim..
Sevgilerle
Mine &
fıstık (Burdur'dan 130 km hızla Antalya ya dönen)


Bir Vosfest
Yolculuğu
Okan Cinemre
anlattı
Eyyy
ahali vezirü azam Fuat Paşanın yolundan seyrederek
anlatalum size vosfesti, sürçü lisan eder isek affola;
her
zamanki gibi bir türlü işleri ayarlayıp vakitlice yola
çıkamadığımızdan cuma günü saat 14 de çok büyük bir
coşkuyla yola düştük. yıllardır vosvosumuzla uzun yol
yapmadığımızdan heyecanlı ve meraklıydık. sağolsun
tornet bizi daha fazla bekletmedi ve kaseti yeni koymuş
ilk şarkıya eşlik etmeye başlamıştık ki kepez
virajlarının girişinde tık etti motor durduuu. tamam
buraya kadar dedim. arkadaşlara öyle hava atıp
imrendirmiştik ki çadırı refüje kurup hafta sonunu
geçirmeyi bile düşündük. baktım ama motorda bir sorun
tespit edemedim. ustayı aradım platine elektrik getiren
fişin gevşek tutturulduğu için çıktığını gördük. 30 sn.
içinde sorun çözüldü ve yola koyulduk.
afyon'da
yağmur başladı bu sefer de benim önümdeki silecek
cıvatası gevşek olduğundan çalışmadı. benzincide durdum
ve sıkıştırdım sorun 30 sn içinde çözüldü. afyonda mola
verdiğimde tüm vidaları sıktığım için başka sorun
yaşamadan gece yarısı 02.00 da karanlık ve dolambaçlı
yollarda bir kaç kez kaybolduğum hissine kapılarak
festival alanına ulaştım. buket ve yoldaş 4 saattir
keyifle uyuyorlardı. bulduğum söğüt ağacının dalları
altına karanlıkta fener yardımıyla çadırı kurdum. hava
çok soğuktu ve biz antalyadan geldiğimizi cümle aleme
ilan eder gibi şort ve tişörtle dolanıyorduk. buket
beyaz banyo havlusuna yoldaş da plaj havlusuna sarındı.
ben ise örnek bir baba idim ve üşümüyordum (!).
birbirimize sokulup uyuduk. sabah güneşi tam karşıdan
çadıra doğdu. ağacın gölgesi ters taraftaydı. yani tüm
hesaplarım yanlıştı. gece donduk ama sabah 7 de yanarak
uyandık.
festival
alanı hareketlenmeye başlamıştı. renk renk, cıvıl cıvıl
vosvoslar gelmeye başladılar. standlar kuruldu.
saatlerce arabaların arasında dolaştık. internet
üzerinden isimlerini bildiğimiz dostlarla tanıştık.
oğlumla yolculuğun çamurunu tornetin üzerinden sildik.
mine hocam, fuat ve Peter beyler geldiler. park ettiği
ilk yere yerleştiler. mine hocam sayesinde belediyenin
aş evinde gibi kekler, ayranlar ne bulduysak
atıştırdık.
ankara
dan arkadaşlarımız geldiler; selçuk fordford festivali
var dediler geldik meğerse vosvos festivaliymiş diyerek
sevimli olmaya çalışsa da arabasını alan dışına park
etmekten kurtulamadı. gece sohbet, müzik ve standlardan
alışverişle geçti. müzik grupları tam bana göreydi.
Meryln ve teneke trampet çok iyiydi. ancak konser
alanında yeterli kalabalık olmadı. gruplar kendi
aralarında eğlenmeyi tercih ettiler. programda ortak
etkinliklerin olmayışı da birlikteliği engelledi.
pazar
sabahı erken toplanıp ortaköy de kahvaltıya gittik.
istanbula kadar gelmişken bunu yapmamak olmazdı. 14.30
da yenikapıdan feribotla bursa geçtik. bileciğe kadar
virajlı ama bir o kadar keyifli yollardan geçtik. bozüyükte
Ömür tesislerinde durduk. Çiğbörek ve özellikle ayrana
bayıldık. ayranın köpüğünü yemek için kaşık
veriyorlar..
gece
normal ritimle yol alırken bu seferde buji yerinden
çıktı. el yordamıyla yerine takıp devam ettim. 01.00 da
antalya ya girdik.
2 gün
için bile vosvosla yol yapmak özlediğim bir keyifti.
300
vosvosu bir arada görmek tarif edilmez bir duyguydu.
vosvos
kültürünün bir arada durabilen ama bir o kadar da zengin
ve farklılıkları olan insanı nasıl aynı meydanda
toplayabildiğini görmek insanlık için umut vericiydi.
daha
iyisinin de yapılabileceği inancım güçlendi..
vosvosunuzun tüm vidalarının sıkılı olması
dileklerimle...
sevgiler..
okan
cinemre



Vosfest Anıları
Fuat Kıvran
yazdı
Vosvosseverler "vos"
ekleyerek sözcük üretmeyi severler. Bu kez de öyle
olmuş. "Vos" ile "Fest" birleşmiş. Türkçe ve İngilizce
sözcükler bir araya gelmiş. Bu üretmede birazcık da arabesk kokusu var.
Olması da doğal. Asya ve Avrupa’nın ortasında köprü olan
ülkemizin iki kıtaya yayılmış bir kenti İstanbul. Orientle oksidentin kucaklaştığı yer. Cazibe büyük.
International diye de duyurulduğuna göre, değil
Antalya’dan Dünya’nın öteki ucundan da olsa katılmak
ister her vosvosla ilgilenenler.
Vosfest Türkiye’nin
dernek ve klüplerinin tamamı tarafından desteklenmiş.
Organizasyon listesi oldukça uzun. Bu kadar çok vosvos
klübü olan bir ülkede olduğumuzu öğrenmiş olduk bu
vesileyle. Vosfestten aylarca önceden haberimiz vardı.
Programı hep bekledik durduk. Kesin program ne zaman
açıklanacak diye merakla beklerken adımızı Vosfest
duyuru listesinde buluverdik.Televizyonaki akşam
haberlerinde, bakan olduğunu öğrenen politikacılar kadar
şaşırdık ve sevindik. Hiçbir emeğimizin, katkımızın ve
sorumluluğumuzun olmadığı bir organizasyonun listesinde
klübümüzün adının geçmesini ise pek anlayamadık. Ne
karakterde bir buluşma olacağını, sponsorların kimler
olduğunu bilmiyorduk. Sadece bir buluşma yapılacağına
dair duyum almak ile o listede olmayı hak etmediğimiz
ise kesindi.
Vosfest
sekreteryasına yazarak listeden adımızın çıkartılmasını
istedik. Bu istek hemen yerine getirildi. Çabamızı
katılım için yoğunlaştırdık. Görüşmeler yaptık vostfest
ilgilileriyle. Sağ olsunlar bütün sorularımızı
cevaplandırdılar. İş hesap kitaba gelince, oldukça
masraflı bir hafta sonu gezisi önümüzdeydi. Aynı ay
içinde 10 günlük bir Amerika ve Alaska gezisi uçak,
otel, gemi, yeme içme dahil 400 USD civarında iken bizim
hafta sonu vosfest ziyaretinin masrafı bu rakamı
geçiyordu. Ve eşim Alaska’yı tercih ederken ben Vosfest’i
seçtim.
Vosfest’e bir ay
gibi bir zaman kala her hafta salı günleri toplantılar
yapılır oldu. Katılımcı listeleri çarşaf çarşaf
yayınlandı. Ülkenin en uç noktalarından aynı aileden 3-4
kişinin farklı farklı araçlarla listede yer aldıklarını
gördük. Gerek ekonomik ve gerekse işleri nedeniyle
katılmalarının mümkün olmadığını bildiğimiz kişilerin
listede isimleri vardı. Katılımcı sayısı çoktan 450’yi
bulmuştu. Biz birkaç kişi aynı araçla gidip benzin
parasından tasarruf planları yaparken diğer gruplar
birlikte gitmek yerine “bir vosa bir kişi” yöntemiyle
listelerini oluşturdular. Kıyıda köşede ne kadar vosvos
varsa listelere yazdırıldı. “Vosfest’e tam destek
veriyoruz” sloganları aldı yürüdü.
Başlamasına bir ay
kala pek çok şeyin hala planlama safhasında olduğu bir
organizasyonla ilgili tereddütlerimiz, bu kadar çok klübün tam destek verdiğini öğrenince azaldı.
Aksaklıkların olabileceğini, hatta ilan edilen programın
hiç uygulanamayabileceğini bile peşinen kabul ederek
katılmaya karar verdik.
Antalya’nın yoğun
yaz sezonu nedeniyle üyelerimizden işyerlerini bırakıp
gelmeleri imkansızdı. Yine de yaklaşık 10 üyelik bir
grup oluştu. Sonuçta araç sayısı azaltıldı ve kala kala
üç vos bir bus yola çıktık. Katılımcı üye sayımız 8,
yakınları ile birlikte 14 kişilik bir Vosfest ekibimiz
oluştu. İstanbul’a ulaştığımızda ekibimiz 24 kişiye
ulaşacaktı.
Bir vosumuz
Ankara’dan İstanbula gelirken diğer 3 Araç Antalya’dan
yola çıktı. Mine ve Sarı Fıstık’ın son zamanlarda
kırdığı, bir seferde en uzun yol rekoru 60 Km ile
Antalya-Kemer yoluydu. Bu kez hedef İstanbul’du ve rekor
denemesi yapılacağı tüm federasyonlara ilan edildi.
Rekor 170 Km ile kırıldı fakat İstanbul’a ulaşılamadı.
Burdur’da şarj dinamosunu aşırı çalıştıran sarı fıstık
aküyü buharlaştırdı. Konjektör ve dinamoyu yaktı ve
tamir edilmek üzere orada bırakıldı. Mine’nin Fıstık’ı
“Evden Eve Nakliyat” kamyonları gibi doluydu. Bir evi
dayayıp döşeyecek kadar eşya Bully’ye aktarıldı. 1966
model T1 (Namı diğer Bully) ile yolculuk İstanbul
Mahmutbey gişelerine kadar, şiddetli yağmura rağmen
sorunsuz geçti.
Burada 2-3 Km lik
yolu yaklaşık iki saatte gidebildik. Önümüzde nakliye
aracındaki iki eski T1 bize moral verdi. Onlar da
Vosfest’e gidiyordur diye düşündük. Ve öyle de oldu.
Bizimle birlikte
Vosfest’e Büyükçekmece’den katılan Dr. Önder Eryiğit,
sürekli bizi yoldan aradı. Cuma öğleye doğru Hezarfen
Havalimanına gidip kaç vosvosun geldiğini kontrol etti.
Bize gelen haber “İn cit top atıyor” oldu. Biz de akşam
oraya gitmektense otelde kalmayı tercih ettik.
Vosfest alanında oto
yıkama ve duş olmadığını bildiğimizden yolda kirlenen
Bully’nin duş ve makyajını Oto Yıkamacısında yaptırdık.
Cumartesi öğleye doğru toplantı alanına ulaştık. Bizden
sonra yola çıkan Dr. Okan Cinemre ve ailesi gece gelip
yerleşik düzene geçmişti. İzmirden otobüsle gelen Yunus
Emre kardeşimiz de bizi karşıladı. Çoğunu internetteki
yazışmalardan tanıdığımız, yüzlerini hiç görmediğimiz
dostlarımız çevremizi sarıverdi. Kırk yıllık
arkadaşmışız gibi her biri çadırımızın bir ucundan
tuttu. Şiddetli esen rüzgarın şansı kalmadı. Koca çadırı
kuruverdik. Ankara ve Eskişehir ekipleri bizden önce,
İzmir ise bizden sonra ulaştılar. En yorgun ve uykucu
ekip İzmir, en organize ve planlı olanı Ankara Volksder
olarak dikkatimizi çekti. Tam techizatlı donanımla
geldikleri gibi, dayanışma ve disiplinli çalışmayı
birlikte sergileyecek olgunlukta idiler. Tüm klüp ve
derneklere örnek oldular.
Cumartesi öğleden
sonra ve akşam nasıl geçti anlayamadık. Büyük bir
kaynaşma ve dostluk havası egemendi Hezarfen’deki 10
dönümlük biçilmiş ekin tarlasında. Sarılanlar,
öpüşenler, şakalaşanlar. Vosvos sohbetleri, motor, boya,
kaporta, bus, westfalia, neler neler…
Fiziki koşullar tam
beklediğimiz gibiydi. Koskoca meydanda tek ağaç yoktu.
Güneş kavurucuydu. Tuvaletler rezaletti. Duş zaten
planlanmamıştı. Pazar sabaha kadar 220 V vardı. Sabah,
tam ihtiyaç anında kesilen 220nin yokluğu bizi
etkilemedi. Bully’deki 220V invertörümüz devreye girdi.
Yiyecek ve içecek hizmeti ve fiyatları çok uygundu.
Getirdiğimiz onca içecek ve yiyecek, Mine’nin
seferberlik konservelerini eve geri götürdük.
Vosvos konulu
satışlardan bir tanesi bizi düşündürdü. Klübümüzün
düzenlediği Vosvos Fotoğrafları yarışmasından alınan
fotoğraflarla bardak altlığı yapılmış ve satılmaktaydı.
Bizden ve fotoğraf sahiplerinden izin alınmadığı gibi
bilgi bile verilmemişti. Fotoğraf yarışması, aslında bir
paylaşım etkinliği idi. Fakat bu kez paylaşmanın
karakteri farklıydı. Vosfestin olumlu atmosferinin küçük
ve basit bir ticari etik dışı davranışla bozulmasına
izin vermedik. Gülümsedik, geçtik. Birkaç gün önce
yayınladığımız, Emin Alpgiray’ın kaleme aldığı Mine
Gürtop’un düzenlediği ve internetten ücretsiz
indirilebilen Vosvos Bakımı ve Tamiri isimli kitabımızın
standlarda satılıp satılmadığı sorusuna da gülümseyerek
cevap verdik. Bu sorunun ciddiyet de içerdiğini daha
sonra anladık. Kitabımız ilk 7 gün içinde 4158 kez ziyaret
edilmişti.
KFCAntalya
çadırı kamp alanının ortalarındaydı. Çok fazla
ziyaretçimiz oldu. Dr. Önder Eryiğit’in ve
arkadaşlarının getirdiği bitmez tükenmez sayıdaki
biralar, Mine Gürtop’un Belediye Aşevini aratmayan kek,
kurabiye, çay, kahve, kola ve bilumum yiyecek içecek
ikramı akşama dek sürdü.
Cumartesi gecesi geç
saatlerde, tam gece yarısı Vosvos Festivali birden bire,
karakter ve şekil değiştirdi, Vosvos Festivali, Rock
Festivali oluverdi. Yolculuk, koşuşturma ve hava
koşullarının etkisi ile çoğunluk çadırlara çekilmişti.
Rock festivalinin tadını orada çıkardılar. Müzisyenler
çok az izleyici karşısında olduklarını sanmış ve
moralleri bozulmuş olabilir. Fakat çadırlarda
dinleyenlerin sayısı sahne önündekinden çok daha
fazlaydı. Sahne alan gruplar ve sundukları konserler
süperdi. Zamanlama, çoluk çocukla gelenler ve “ben
vosvos festivaline geldim, rock festivaline değil,
yorgunum, uyumak istiyorum” diyenler için uygun değildi.
Saat 03 00 civarında son müzisyenlerin de sigortası attı
ve top patladı oyun bitti.
Pazar günü Vosfest’in ikinci günüydü. Tam gün, hatta gece için
programı ilan edilmişti. Bu nedenle pazar gecesi kalmak
vardı planımızda. Biz planımıza uyduk ve kaldık. Fakat
Pazar günü hiçbir aktivite olmadı. Daha önce ilan edilen
ödüllü yarışmalar yapılmadı. Konser için kurulan stand
sökülmeye başlanmıştı. Program akışı ile ilgili herhangi
bir anons veya duyuru bize ulaşmadı. Artık bir şey
yapılmaz görüşünde olanlar yollara düştüler. Gözlerimiz
çarşaf çarşaf listeler gönderen “Vosfeste Tam Destek
veriyoruz” diyenleri boşuna aradı. Onlar vosfeste
katıldıklarını kanıtlayacak ve mahalli basında
yayınlatacak grup fotoğraflarını çektirip ortadan
sıvışmışlardı bile.
Katılımcı listesinin
yaklaşık yarısı gerçek katılımcı oldu. Organizasyonun
tüm yükü birkaç kişinin omuzunda kaldı. Katılımcılar
daha öğle vakti olmadan meydanı bize bıraktılar.
Koskoca tarlanın ortasında Bully, çadırı ve standlarda
görevleri olan vosvosseverler kaldılar. Kuyruğa
girdiğimiz tuvaletlerin her köşesi artık bizimdi. Kamp
alanından torbalarca çöp topladık. Pazar günü akşamüstü
Çatalca Belediyesinin çöp kamyonu boş geldi dolu gitti.
Pazartesi sabah
kargalar daha uyanmadan biz uyandık. Çadırımzı topladık.
Son kez mıntıka temizliği yaptık. Pazartesi sabah
İstanbul trafiğine takılmadan kent dışına çıkmaktı
amacımız. Saat 05 00 gibi Havalimanı cümle kapısına
geldiğimizde bize bir sürpriz vardı. Kapı kilitliydi ve
görevli kimse yoktu. Geri döndük. Havalimanı içinde
oraya buraya baktık. Bulduğumuz tüm kapıları çaldık.
Sonunda bizi havalimanı yerleşkesinden azad edecek bir
kişi bulduk. Hürriyetine kavuşan Bully Büyükçekmece’de
otelde kalan Mine Gürtop’u da aldı ve Antalya yollarına
düştü. Dönüş yolculuğu çok iyi geçti. Vosfest anılarını
konuştuk. Yorumlar yaptık.
Öyle dört dörtlük
bir festival değildi Vosfest. Hatta kazara
Almanya’da veya Hollanda’da yapılsa katılımcılar “bu ne
biçim festiva?”l diye isyan bile ederlerdi. Fakat biz
mutlu ve memnun dönüyorduk. Çünkü beklentimiz
gerçekleşmişti. Çok sayıda vosvos gördük ve
dostlarımızla buluştuk. Yeni dostlar edindik. Gerçekten
birazcık arabeskmiş Vosfest sözcüğü. Başında batının
hava soğutmalı mekanik harikası vosvoslarının Vos’u,
devamında doğunun duygusallığının ön plana çıktığı
Fest’i. Kimi görüşlerin aksine international karakteri
de vardı. En azından başkanımız Peter bunu sağladı.
Pazartesi gece
Antalya’ya ulaştık. Bully’ye bizi üzmediği için teşekkür
ettik. 1701 Km yolu, 100 km de 9.5 litre benzin
tüketerek sorunsuz katetmişti.
|
Sıradaki görevim,
Amerika ve Alaska gezisini tamamlayarak dönen eşimi Hava
Limanından almaktı. Bakalım kim daha çok anıyla
dönecekti. Bu noktada kesinlikle ben öndeydim. O kadar
çok fotoğraf, video, anı vardı ki.. Sadece
anlatılmayacak, düzenlenecek, montajlanacak, internette
yayınlanacak. Gelemeyen dostlara gösterilecek.
Vosfest’e emeği
geçenlere, dostluklarını esirgemeyenlere, ortalıkta hiç
görünmeyen ya da şöyle bir görünüp kaybolan “tam
destekçiler”e, vosfest bitince organizasyonda olduğunu
unutup, kendi isteği ile üstlendiği ve yapması gereken
işleri neden yapılmadı diye tenkit ederek haftalardır
gece gündüz çalışan birkaç kişinin moralini bozanlara,
öte yandan koşullar ne olursa olsun memnun olabilen,
olumsuzlukları yok sayan tüm vosvos dostlarına
teşekkürler.
Fuat Kıvran
Antalya, 19 temmuz
2007
Not: Bu yazı, Vosfest
Organizasyon Ekibinin etkinlik sonrası değerlendirme
yazısından önce kaleme alındı. İki yazıdaki ortak
noktalar şaşırtıcı derecede çoktu. Diğer yazıyı okumak
için lütfen
buraya tıklayınız.
Bizim Bully’e Type 2 67 öncesi en orijinal ikincisi ödülü kargo ile gönderildi. Yapılamayan ödül
dağıtımı böylece gerçekleşmiş oldu. |
 |






|