KAPLUMBAĞA FAN CLUB ANTALYA' 99                  Arşiv > 13-14-15.07.20077

       13-14-15 Temmuz 2007 Vosfest 2007 İstanbul

        (Tosbağa Dergisi Organizasyonu, KFC ANTALYA Katılımı)

 

Fotoğraf Albümleri

(Albümleri görmek için ismin üzerine tıklayınız)

Haluk Akkaya

Okan Cinemre

Mine Gürtop

Fuat Kıvran

Yunus Emre Korkusuz

Peter Werner

 

Yazılar

(İlgili bölüme tıklayınız)

Vosfest Nasıl Geçti?  Mine Gürtop

Bir Vosfest Yolculuğu. Okan Cinemre

Vosfest Anıları. Fuat Kıvran

 

Videolar

 

Vosfest Nasıl Geçti?

Mine Gürtop'un Kaleminden

 

Gelibolu - 2004

Gelibolu’da vosvoslar ve vosvoscular vardı.. 800 km.. onları görmeye gittik..

 

Çaltıdere -2006

Çaltıdere de  vosvoslar ve vosvoscular vardı.. 500 km .. onları görmeye gittik..

 

Vosfest - 2007

Vosfes te vosvoslar ve vosvoscular vardı..1000 km.. onları görmeye gittik..

 

Ben hiç vosfest in etkinlik planına bakmadım..

Programa baksaydım da gene de aynı şeyleri yapardım..İzmirli , İstanbullu , Ankaralı, Bursalı vosvoscularla biraraya gelirdim.. Mustafa Dermanlı kim? Dursun nerede?  diye sorup mümkün olduğunca fazla vosvoscuyla tanışmaya çalışırdım. Gene klüp çadırımızda Türk kahveleri pişirir , gelene gidene kek ikram eder sohbetin de hasretinde mutluluğunu yaşardım..

Yıllardır görmeyi çok arzu ettiğim vw modelleri, tanışmayı çok istediğim sevgili vosdostlar .. ve herkesi bir arada görebilmenin keyfi..

Biz bunlar için Geliboluya, Çaltıdereye , Vosfest e katıldık.. daha fazlasını ben hiç istemedim..

İlk vosfest duyurusu geldiğinde organizasyonda adı geçen klüpler arasında kfcantalya da vardı. Kendi aramızda konuşup organizasyondaki arkadaşlardan bizi o listeden çıkartın dedik.. organizasyonda olamayız sadece katılımcı olabiliriz.. bize göre organizasyonda olmak ; yapılacak her toplantıya katılıp , üzerimize düşenleri öğrenip bunu da eksiksiz olarak yerine getirmekti. Sorumluluklarımızı yerine getiremezsek de  hataları üstlenmek gerekirdi. Biz çok uzaktayız ve işlerimiz yoğun.. bu yüzden organizsayonda olamadık.. bu yüzdende klüp sitemize vosfest te tam destek veriyoruz logosunu yerleştirmedik.. o logoyu koyarsan o etkinliğin başından sonuna her aşamasında var olman gerekir. Yoksa katılımcısın demektir.

Bu yüzden  olması vaad edilenle, olan  konusunda şikayet edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Ve bu kadar olmuş olması bile  bir avuç insanla mucize diye değerlendiriyorum..

Vosfest te rahatsızlık duyduğum bir iki konuda oldu..

Emeklerin kişisel çıkarlar yönünde kullanılması ..

kKübümüzün hiç bir ticari amaç gütmeden düzenlediği fotoğraf yarışmasının fotolarını orada bardak altlığı yapılmış şekilde  satılıyor olması çok rahatsızlık vericiydi. Fotoğrafı çekip klübümüze güvenip yollayan kişilere hiç sorulmadan bu tür bir kazanç sağlanması hoş değildi.

Diğer bir konu da  giderken her yere atılmış  çöpleri kimlerin toplayacağını atanların hiç düşünmemiş olmalarıydı.

Herkes gittiğinde o çöpleri gene o vosfesti düzenleyen arkadaşlar topladı.. alanın büyüklüğü ve gelen insan sayısı düşünülürse ortaya çıkan manzara berbattı. Elimizden geldiğince yardım ettik ama  çöpleri bile toplamak onlara bırakıldı.

Antalya dan yola çıktığımızda Burdur da fıstığımı tamirciye bırakırken Antalya'ya geri dönmek aklımıza gelmedi. Aküden zehirlenip bulduğum her yerde bayıldığımda da vazgeçmedik.

Biz yukardaki gördüğünüz fotoları yaşamak için oradaydık.. küçük düşündük , büyük anılarla döndük.

Cihangir, Fuli, Oğuz, Funda, Tayfun, Dursun, Mustafa, Ahmet Sevim. Adını bilmediğim diğer arkadaşlar.. teşekkürler..vosfest sayesinde Galip beyin  Huriye'sini benimmiş gibi hayal etme imkanım oldu.. İnsel'in Mebus'una   kimi bulduysam  götürme keyfim oldu. Fuat kıvran ın bullisi nde prensesler gibi yolculuk yapma şansım oldu.. klüp başkanlarını  yerlere yapışık  uyurken fotoğraflama fırsatım oldu..

Benim vosfest ten beklediğim bunlardı..oldu..

Son bişey: vosvos lar.. herkesin orijinalliği koruma  çabası çok güzeldi. Vosvoslarına saygı duyan her vosvoscuya tek tek teşekür etmek isterim..

Sevgilerle

Mine & fıstık (Burdur'dan 130 km hızla Antalya ya dönen)

 

Bir Vosfest Yolculuğu

Okan Cinemre anlattı

Eyyy ahali vezirü azam Fuat Paşanın yolundan seyrederek anlatalum size vosfesti, sürçü lisan eder isek affola;

her zamanki gibi bir türlü işleri ayarlayıp vakitlice yola çıkamadığımızdan cuma günü saat 14 de çok büyük bir coşkuyla yola düştük. yıllardır vosvosumuzla uzun yol yapmadığımızdan heyecanlı ve meraklıydık. sağolsun tornet bizi daha fazla bekletmedi ve kaseti yeni koymuş ilk şarkıya eşlik etmeye başlamıştık ki kepez virajlarının girişinde tık etti motor durduuu. tamam buraya kadar dedim. arkadaşlara öyle hava atıp imrendirmiştik ki çadırı refüje kurup hafta sonunu geçirmeyi bile düşündük. baktım ama motorda bir sorun tespit edemedim. ustayı aradım platine elektrik getiren fişin gevşek tutturulduğu için çıktığını gördük. 30 sn. içinde sorun çözüldü ve yola koyulduk.

afyon'da yağmur başladı bu sefer de benim önümdeki silecek cıvatası gevşek olduğundan çalışmadı. benzincide durdum ve sıkıştırdım sorun 30 sn içinde çözüldü. afyonda mola verdiğimde tüm vidaları sıktığım için başka sorun yaşamadan gece yarısı 02.00 da karanlık ve dolambaçlı yollarda bir kaç kez kaybolduğum hissine kapılarak festival alanına ulaştım. buket ve yoldaş 4 saattir keyifle uyuyorlardı. bulduğum söğüt ağacının dalları altına karanlıkta fener yardımıyla çadırı kurdum. hava çok soğuktu ve biz antalyadan geldiğimizi cümle aleme ilan eder gibi şort ve tişörtle dolanıyorduk. buket beyaz banyo havlusuna yoldaş da plaj havlusuna sarındı. ben ise örnek bir baba idim ve üşümüyordum (!). birbirimize sokulup uyuduk. sabah güneşi tam karşıdan çadıra doğdu. ağacın gölgesi ters taraftaydı. yani tüm hesaplarım yanlıştı. gece donduk ama sabah 7 de yanarak uyandık. 

festival alanı hareketlenmeye başlamıştı. renk renk, cıvıl cıvıl vosvoslar gelmeye başladılar. standlar kuruldu. saatlerce arabaların arasında dolaştık. internet üzerinden isimlerini bildiğimiz dostlarla tanıştık. oğlumla yolculuğun çamurunu tornetin üzerinden sildik. mine hocam, fuat ve Peter beyler geldiler. park ettiği ilk yere yerleştiler. mine hocam sayesinde belediyenin aş evinde gibi kekler, ayranlar ne bulduysak atıştırdık. 

ankara dan arkadaşlarımız geldiler; selçuk fordford festivali var dediler geldik meğerse vosvos festivaliymiş diyerek sevimli olmaya çalışsa da arabasını alan dışına park etmekten kurtulamadı. gece sohbet, müzik ve standlardan alışverişle geçti. müzik grupları tam bana göreydi. Meryln ve teneke trampet çok iyiydi. ancak konser alanında yeterli kalabalık olmadı. gruplar kendi aralarında eğlenmeyi tercih ettiler. programda ortak etkinliklerin olmayışı da birlikteliği engelledi. 

pazar sabahı erken toplanıp ortaköy de kahvaltıya gittik. istanbula kadar gelmişken bunu yapmamak olmazdı. 14.30 da yenikapıdan feribotla bursa geçtik. bileciğe kadar virajlı ama bir o kadar keyifli yollardan geçtik. bozüyükte Ömür tesislerinde durduk. Çiğbörek ve özellikle ayrana bayıldık. ayranın köpüğünü yemek için kaşık veriyorlar.. 

gece normal ritimle yol alırken bu seferde buji yerinden çıktı. el yordamıyla yerine takıp devam ettim. 01.00 da antalya ya girdik.

2 gün için bile vosvosla yol yapmak özlediğim bir keyifti.

300 vosvosu bir arada görmek tarif edilmez bir duyguydu.

vosvos kültürünün bir arada durabilen ama bir o kadar da zengin ve farklılıkları olan insanı nasıl aynı meydanda toplayabildiğini görmek insanlık için umut vericiydi.

daha iyisinin de yapılabileceği inancım güçlendi..

vosvosunuzun tüm vidalarının sıkılı olması dileklerimle...

sevgiler..

okan cinemre

 

Vosfest Anıları

Fuat Kıvran yazdı

Vosvosseverler  "vos" ekleyerek sözcük üretmeyi severler. Bu kez de öyle olmuş. "Vos" ile "Fest" birleşmiş. Türkçe ve İngilizce sözcükler bir araya gelmiş. Bu üretmede birazcık da arabesk kokusu var. Olması da doğal. Asya ve Avrupa’nın ortasında köprü olan ülkemizin iki kıtaya yayılmış bir kenti İstanbul. Orientle oksidentin kucaklaştığı yer. Cazibe büyük. International diye de duyurulduğuna göre, değil Antalya’dan Dünya’nın öteki ucundan da olsa katılmak ister her vosvosla ilgilenenler.

Vosfest Türkiye’nin dernek ve klüplerinin tamamı tarafından desteklenmiş. Organizasyon listesi oldukça uzun. Bu kadar çok vosvos klübü olan bir ülkede olduğumuzu öğrenmiş olduk bu vesileyle. Vosfestten aylarca önceden  haberimiz vardı. Programı hep bekledik durduk. Kesin program ne zaman açıklanacak diye merakla beklerken adımızı Vosfest duyuru listesinde buluverdik.Televizyonaki akşam haberlerinde, bakan olduğunu öğrenen politikacılar kadar şaşırdık ve sevindik. Hiçbir emeğimizin, katkımızın ve sorumluluğumuzun olmadığı bir organizasyonun listesinde klübümüzün adının geçmesini ise pek anlayamadık. Ne karakterde bir buluşma olacağını, sponsorların kimler olduğunu bilmiyorduk. Sadece bir buluşma yapılacağına dair duyum almak ile o listede olmayı hak etmediğimiz ise kesindi.

Vosfest sekreteryasına yazarak listeden adımızın çıkartılmasını istedik. Bu istek hemen yerine getirildi. Çabamızı katılım için yoğunlaştırdık. Görüşmeler yaptık vostfest ilgilileriyle. Sağ olsunlar bütün sorularımızı cevaplandırdılar. İş hesap kitaba gelince,  oldukça masraflı bir hafta sonu gezisi önümüzdeydi. Aynı ay içinde 10 günlük bir Amerika ve Alaska gezisi uçak, otel, gemi, yeme içme dahil 400 USD civarında iken bizim hafta sonu vosfest ziyaretinin masrafı bu rakamı geçiyordu. Ve eşim Alaska’yı tercih ederken ben Vosfest’i seçtim.

Vosfest’e bir ay gibi bir zaman kala her hafta salı günleri toplantılar yapılır oldu. Katılımcı listeleri çarşaf çarşaf yayınlandı. Ülkenin en uç noktalarından aynı aileden 3-4 kişinin farklı farklı araçlarla listede yer aldıklarını gördük. Gerek ekonomik ve gerekse işleri nedeniyle katılmalarının mümkün olmadığını bildiğimiz kişilerin listede isimleri vardı. Katılımcı sayısı çoktan 450’yi bulmuştu. Biz birkaç kişi aynı araçla gidip benzin parasından tasarruf planları yaparken diğer gruplar birlikte gitmek yerine “bir vosa bir kişi” yöntemiyle listelerini oluşturdular. Kıyıda köşede ne kadar vosvos varsa listelere yazdırıldı. “Vosfest’e tam destek veriyoruz” sloganları aldı yürüdü.

Başlamasına bir ay kala  pek çok şeyin hala planlama safhasında olduğu bir organizasyonla ilgili tereddütlerimiz, bu kadar çok klübün tam destek verdiğini öğrenince azaldı. Aksaklıkların olabileceğini, hatta ilan edilen programın hiç uygulanamayabileceğini bile peşinen kabul ederek katılmaya karar verdik.

Antalya’nın yoğun yaz sezonu nedeniyle üyelerimizden işyerlerini bırakıp gelmeleri imkansızdı. Yine de yaklaşık 10 üyelik bir grup oluştu. Sonuçta araç sayısı azaltıldı ve kala kala üç vos bir bus yola çıktık. Katılımcı üye sayımız 8, yakınları ile birlikte 14 kişilik bir Vosfest ekibimiz oluştu. İstanbul’a ulaştığımızda ekibimiz 24 kişiye ulaşacaktı.

Bir vosumuz Ankara’dan İstanbula gelirken diğer 3 Araç Antalya’dan yola çıktı. Mine ve Sarı Fıstık’ın son zamanlarda kırdığı, bir seferde en uzun yol rekoru 60 Km ile Antalya-Kemer yoluydu. Bu kez hedef İstanbul’du ve rekor denemesi yapılacağı  tüm federasyonlara ilan edildi. Rekor 170 Km ile kırıldı fakat İstanbul’a ulaşılamadı. Burdur’da şarj dinamosunu aşırı çalıştıran sarı fıstık aküyü buharlaştırdı. Konjektör ve dinamoyu yaktı ve tamir edilmek üzere orada bırakıldı. Mine’nin Fıstık’ı “Evden Eve Nakliyat” kamyonları gibi doluydu. Bir evi dayayıp döşeyecek kadar eşya Bully’ye aktarıldı. 1966 model T1 (Namı diğer Bully) ile yolculuk İstanbul Mahmutbey gişelerine kadar, şiddetli yağmura rağmen sorunsuz geçti.

Burada 2-3 Km lik yolu yaklaşık iki saatte gidebildik. Önümüzde nakliye aracındaki iki eski T1 bize moral verdi. Onlar da Vosfest’e gidiyordur diye düşündük. Ve öyle de oldu.

Bizimle birlikte Vosfest’e Büyükçekmece’den katılan  Dr. Önder Eryiğit, sürekli bizi yoldan aradı. Cuma öğleye doğru Hezarfen Havalimanına gidip kaç vosvosun geldiğini kontrol etti. Bize gelen haber “İn cit top atıyor” oldu. Biz de akşam oraya gitmektense otelde kalmayı tercih ettik.

 Vosfest alanında oto yıkama ve duş olmadığını bildiğimizden yolda kirlenen Bully’nin duş ve makyajını Oto Yıkamacısında yaptırdık. Cumartesi öğleye doğru toplantı alanına ulaştık. Bizden sonra yola çıkan Dr. Okan Cinemre ve ailesi gece gelip yerleşik düzene geçmişti. İzmirden otobüsle gelen Yunus Emre kardeşimiz de bizi karşıladı. Çoğunu internetteki yazışmalardan tanıdığımız, yüzlerini hiç görmediğimiz dostlarımız çevremizi sarıverdi. Kırk yıllık arkadaşmışız gibi her biri çadırımızın bir ucundan tuttu. Şiddetli esen rüzgarın şansı kalmadı. Koca çadırı kuruverdik. Ankara ve Eskişehir ekipleri bizden önce, İzmir ise bizden sonra ulaştılar. En yorgun ve uykucu ekip İzmir, en organize ve planlı olanı Ankara Volksder olarak dikkatimizi çekti. Tam techizatlı donanımla geldikleri gibi, dayanışma ve disiplinli çalışmayı birlikte sergileyecek olgunlukta idiler. Tüm klüp ve derneklere örnek oldular.

Cumartesi öğleden sonra ve akşam nasıl geçti anlayamadık. Büyük bir kaynaşma ve dostluk havası egemendi Hezarfen’deki 10 dönümlük biçilmiş ekin tarlasında. Sarılanlar, öpüşenler, şakalaşanlar. Vosvos sohbetleri, motor, boya, kaporta, bus, westfalia, neler neler…

Fiziki koşullar tam beklediğimiz gibiydi. Koskoca meydanda tek ağaç yoktu. Güneş kavurucuydu. Tuvaletler rezaletti. Duş zaten planlanmamıştı. Pazar sabaha kadar 220 V vardı. Sabah, tam ihtiyaç anında kesilen 220nin yokluğu  bizi etkilemedi. Bully’deki 220V invertörümüz devreye girdi. Yiyecek ve içecek hizmeti ve fiyatları çok uygundu. Getirdiğimiz onca içecek ve yiyecek, Mine’nin seferberlik konservelerini eve geri götürdük.

Vosvos konulu satışlardan bir tanesi bizi düşündürdü. Klübümüzün düzenlediği Vosvos Fotoğrafları yarışmasından alınan fotoğraflarla bardak altlığı yapılmış ve satılmaktaydı. Bizden ve fotoğraf sahiplerinden izin alınmadığı gibi bilgi bile verilmemişti. Fotoğraf yarışması, aslında bir paylaşım etkinliği idi. Fakat bu kez paylaşmanın karakteri farklıydı. Vosfestin olumlu atmosferinin küçük ve basit bir ticari etik dışı davranışla bozulmasına izin vermedik. Gülümsedik, geçtik. Birkaç gün önce yayınladığımız, Emin Alpgiray’ın kaleme aldığı Mine Gürtop’un düzenlediği ve internetten ücretsiz indirilebilen Vosvos Bakımı ve Tamiri isimli kitabımızın standlarda satılıp satılmadığı sorusuna da gülümseyerek cevap verdik. Bu sorunun ciddiyet de içerdiğini daha sonra anladık. Kitabımız ilk 7 gün içinde 4158 kez  ziyaret edilmişti.

KFCAntalya  çadırı kamp alanının ortalarındaydı. Çok fazla ziyaretçimiz oldu. Dr. Önder Eryiğit’in ve arkadaşlarının getirdiği bitmez tükenmez sayıdaki biralar, Mine Gürtop’un Belediye Aşevini aratmayan kek, kurabiye, çay, kahve, kola ve bilumum yiyecek içecek  ikramı akşama dek sürdü.

Cumartesi gecesi geç saatlerde, tam gece yarısı Vosvos Festivali birden bire, karakter ve şekil değiştirdi, Vosvos Festivali, Rock Festivali oluverdi. Yolculuk, koşuşturma ve hava koşullarının etkisi ile çoğunluk çadırlara çekilmişti. Rock festivalinin tadını orada çıkardılar. Müzisyenler çok az izleyici karşısında olduklarını sanmış ve moralleri bozulmuş olabilir. Fakat çadırlarda dinleyenlerin sayısı sahne önündekinden çok daha fazlaydı. Sahne alan gruplar ve sundukları konserler süperdi. Zamanlama, çoluk çocukla gelenler ve “ben vosvos festivaline geldim, rock festivaline değil, yorgunum, uyumak istiyorum” diyenler için uygun değildi. Saat 03 00 civarında son müzisyenlerin de sigortası attı ve top patladı oyun bitti.

Pazar günü Vosfest’in ikinci günüydü. Tam gün, hatta gece için programı ilan edilmişti. Bu nedenle pazar gecesi kalmak vardı planımızda. Biz planımıza uyduk ve kaldık. Fakat Pazar günü hiçbir aktivite olmadı. Daha önce ilan edilen ödüllü yarışmalar yapılmadı. Konser için kurulan stand sökülmeye başlanmıştı. Program akışı ile ilgili herhangi bir anons veya duyuru bize ulaşmadı. Artık bir şey yapılmaz görüşünde olanlar yollara düştüler. Gözlerimiz çarşaf çarşaf listeler gönderen “Vosfeste Tam Destek veriyoruz” diyenleri boşuna aradı. Onlar vosfeste katıldıklarını kanıtlayacak ve mahalli basında yayınlatacak grup fotoğraflarını çektirip ortadan sıvışmışlardı bile.

Katılımcı listesinin yaklaşık yarısı gerçek katılımcı oldu. Organizasyonun tüm yükü birkaç kişinin omuzunda kaldı. Katılımcılar daha öğle vakti olmadan meydanı bize bıraktılar. Koskoca tarlanın ortasında Bully, çadırı ve standlarda görevleri olan  vosvosseverler kaldılar. Kuyruğa girdiğimiz tuvaletlerin her köşesi artık bizimdi. Kamp alanından torbalarca çöp topladık. Pazar günü akşamüstü Çatalca Belediyesinin çöp kamyonu boş geldi dolu gitti.

Pazartesi sabah kargalar daha uyanmadan biz uyandık. Çadırımzı topladık. Son kez mıntıka temizliği yaptık. Pazartesi sabah İstanbul trafiğine takılmadan kent dışına çıkmaktı amacımız. Saat 05 00 gibi Havalimanı cümle kapısına geldiğimizde bize bir sürpriz vardı. Kapı kilitliydi ve görevli kimse yoktu. Geri döndük. Havalimanı içinde oraya buraya baktık. Bulduğumuz tüm kapıları çaldık. Sonunda bizi havalimanı yerleşkesinden azad edecek bir kişi bulduk. Hürriyetine kavuşan Bully Büyükçekmece’de otelde kalan Mine Gürtop’u da aldı ve Antalya yollarına düştü. Dönüş yolculuğu çok iyi geçti. Vosfest anılarını konuştuk. Yorumlar yaptık.

Öyle dört dörtlük bir festival değildi  Vosfest. Hatta kazara Almanya’da veya Hollanda’da yapılsa katılımcılar “bu ne biçim festiva?”l diye isyan bile ederlerdi. Fakat biz mutlu ve memnun dönüyorduk. Çünkü beklentimiz gerçekleşmişti. Çok sayıda vosvos gördük ve dostlarımızla buluştuk. Yeni dostlar edindik. Gerçekten birazcık arabeskmiş Vosfest sözcüğü. Başında batının hava soğutmalı mekanik harikası vosvoslarının Vos’u, devamında doğunun duygusallığının ön plana çıktığı Fest’i. Kimi görüşlerin aksine international karakteri de vardı. En azından başkanımız Peter bunu sağladı.

Pazartesi gece Antalya’ya ulaştık. Bully’ye bizi üzmediği için teşekkür ettik. 1701 Km yolu, 100 km de 9.5 litre benzin tüketerek sorunsuz katetmişti.

Sıradaki görevim,  Amerika ve Alaska gezisini tamamlayarak dönen eşimi Hava Limanından almaktı. Bakalım kim daha çok anıyla dönecekti. Bu noktada kesinlikle ben öndeydim. O kadar çok fotoğraf, video, anı vardı ki.. Sadece anlatılmayacak, düzenlenecek, montajlanacak, internette yayınlanacak. Gelemeyen dostlara gösterilecek.

Vosfest’e emeği geçenlere, dostluklarını esirgemeyenlere, ortalıkta hiç görünmeyen ya da şöyle bir görünüp kaybolan “tam destekçiler”e, vosfest bitince organizasyonda olduğunu unutup, kendi isteği ile üstlendiği ve yapması gereken işleri neden yapılmadı diye tenkit ederek haftalardır gece gündüz çalışan birkaç kişinin moralini bozanlara, öte yandan koşullar ne olursa olsun memnun olabilen, olumsuzlukları yok sayan tüm vosvos dostlarına teşekkürler.

Fuat Kıvran

Antalya, 19 temmuz 2007

Not: Bu yazı, Vosfest Organizasyon Ekibinin etkinlik sonrası değerlendirme yazısından önce kaleme alındı. İki yazıdaki ortak noktalar şaşırtıcı derecede çoktu. Diğer yazıyı okumak için lütfen buraya tıklayınız. Bizim Bully’e Type 2 67 öncesi en orijinal ikincisi ödülü kargo ile gönderildi. Yapılamayan ödül dağıtımı böylece gerçekleşmiş oldu.