KAPLUMBAĞA FAN CLUB ANTALYA' 99                  Arşiv > 9-11.04.2004

9-11  Nisan 2004 "Gelibolu Gezisi"
(Gelibolu Tanıtım Gönüllüleri tarafından düzenlenmiştir)

Resim Albümleri
Lütfen görmek istediğiniz albüme ait resmin üzerine  tıklayınız

Mine KOÇAK  Resimleri

Gidiş Yolculuğu

Gelibolu

Şehitler Abidesi Ziyareti

Dönüş Yolculuğu

Fuat KIVRAN Resimleri Gidiş Yolculuğu

Gelibolu

Şehitler Abidesi Ziyareti

Dönüş Yolculuğu

 

Gezi Güzergahı 

Haritayı büyük boyda görmek için üzerine tıklayınız

 

Her şey Mine Koçak'tan gelen bir haberle başladı. İnternetten edindiği bilgiye göre ülke çapında bir vosvos buluşması vardı. Detaylı bilgi www.geltag.com adresindeydi. Durum hemen başkanımız Mehmet Budak'a iletildi. Bu etkinliğe katılma kararı alındı. Fidanlık gezimizde üyelere duyuruldu.

Gezinin bir özelliği vardı. Katılımcılara benzin paraları ödenecekti. Bu da 100 sayısıyla sınırlıydı. Geçici etkinlik programları güzeldi. Barış gezisiydi adı. Yasal izinleri alınmıştı. Basından ilgi de vardı. Bizim ilk yüze girme olasılığımız söz konusu olmadığından kendi imkanlarımızla gidecektik. Hemen iş bölümü yapıldı. Çanakkale otel rezervasyonu Taner Demir, Gelibolu otel rezervasyonu Mine Koçak, basın ve güzergah organizasyonu Fuat Kıvran, klübü temsil Mehmet Budak ve moral ve motivasyondan sorumlu Bülent Kurdoğlu işe koyuldular. Etkinlik sırasında Gelibolu Tanıtım Gönüllüleri (Önceleri vakıf olarak algıladık, sonradan olmadığını öğrendik) tarafından yapılan organizasyona katılınacaktı.

9 Nisan sabah saat 05 30 da Dokuma'da buluşuldu. Ekipte 4 araba ve 13 kişi vardı. Gazetecilere poz verdikten sonra uzun Çanakkale yolu önümüzdeydi. Bir gece önce gelen bir haber katılımcıların morali bozulmasın diye onlardan gizlendi. Etkinlik sponsorları sponsorluktan vazgeçmişlerdi. Biz kendi imkanlarımızla gitmemize rağmen bu haber, başka kentlerden geleceklerin sayısını azaltabilir ve moralimizi bozabilirdi. Bu haber yola çıklıdıktan sonra duyuruldu. Kimse umursamadı bile. Bizim sponsorla işimiz zaten yoktu. Hatta Bursa'dan katılan bir vosvosseverin hakkını Antalya'ya devretme önerisi tereddütsüz reddedildi.

Gezi ekibi şöyleydi: Fuat Kıvran, Peter Werner, Mine Koçak, Mehmet Budak, Bülent Kurdoğlu, Taner Demir, Meltem Cantekin, 2 Misafiri, M.Ali Gülfidan, eşi ve iki çocuğu. İlk molayı Acıpayam'da verdik. İlk arızayı da hemen sonra. Fuat Kıvran'ın arabasının ön fren pompasında sıkışma olmuş bu da fren balatasının aşınmasına neden olmuştu. Salihli'de yeni balata takılarak pompa tamir edildi. Bu tamirat yaklaşık 1 saat zaman kaybına neden olurken diğer arabaların yola devam etmesi ve tamirattan sonra onlara yetişilmesi önerisi katılımcılar tarafından kabul edilmedi. Güzel bir dayanışma örneğiydi bu.

Yolculuğun bundan sonraki bölümü önceki kısmı gibi neşeli geçti. Yaklaşık 2 saatte bir mola verildi. Her molada Bülent Kurdoğlu'nun arabasını yıkayıp parlatması görülmeye değerdi. En hızlı giden Taner Demir, hep arkalarda kalan Fuat Kıvran oldu. Bir molada Bülent Kurdoğlu çaycıdan günün golünü yedi. Diğer sürücüler arada bir direksiyonu diğerine verip dinlenerek giderken Bülent Kurdoğlu direksiyonu bırakmıyordu. Böylece de yorulması doğaldı. Yorgunluğunu molada çay içerek gidermek  hakkıydı elbet. Hevesle çaycıya, bize güzel bir çay getir deyince çaycıdan "peki efendim çayı süsleyip getiririm" gibi bir yanıt aldı.

Balıkesir ve Edremit üzerinden Çanakkale'ye ulaştığımızda akşam saat 20 30 olmuştu. Daha kente girer girmez Konya'dan Mehmet Cantekinler ve arkadaşı Meltem bizi buldular. Kendileriyle internette başlayan tanışmamız gerçeğe dönüştü. Çanakkale'nin güzel akşamında biralar içilirken derin vosvos sohbetleri yaşandı.

Büyük Truva Oteline yerleştik. İlk tartışma bir sonraki gün olan 10 Nisan'ın programı içindi. 10 Nisan öğle vakti Lapseki vapur iskelesinde olmamız gerekiyordu. Öğleden önceyi değerlendirme şeklinde ise fikir ayrılığı vardı. Truva ziyareti herkesin ortak fikriydi. Fakat Daner Demir, Meltem Cantekin ve konukları bunu öğleden önce yapalım derken, diğer katılımcılar uzun yol yorgunluğu nedeniyle Truva ziyaretini göze alamadılar. Truva gezenler diğerleri ile vapur iskelesi yolunda buluştular. Truvaya gitmeyenler ise Çanakkale içinde güzel bir gezinti yaptılar, Aynalı Çarşıyı ziyaret ettiler. Burnu tıkanan Mehmet Budak' eczanede özel bir yapma ilaç hazırlandı. Bu ilaç sayesinde olacak ki ertesi günü turp gibi oldu ve sarı sarı çiçek açan turp tarlaları arasında keyifle dolaştı. (Tıbbi bir sır: Hekim olmanın verdiği avantajla eczacının mucizevi yapma ilacının terkibini, yani içeriğini saptamak zor olmadı. Büyük bir kahve fincanında sunulan ilaç sıcaktı ve buharları ile mis gibi koku yayıyordu etrafa. Hafif yeşilimsi, içinde türlü çeşitli otların kaynatıldığı ilaçta en etkili madde yaklaşık % 30 oranındaki alkolden başka bir şey değildi. İsterseniz siz de yapabilirsiniz evinizde benzer bir ilacı. Nane, kekik, tarçın ya da hoşunuza giden başka bitkileri kaynatın, biraz şeker, yüzde/20-30 oranında alkol, örneğin votka koyup karıştırı, sıçak sıcak için, yan etki yaparsa doktorunuza başvurun)

Bu önemli tıbbi önerilerden sonra yolumuza devam edelim. Bir sonraki durağımız Lapseki Feribot iskelesi idi. Buraya ilk ulaşan ekip en uzak yerden gelen 07 ANTALYA idi. Bir süre sonra Bandırma'nın tek katılımcısı Yakup  bize katıldı. Yakup'la başlayan dostluğumuz gezinin sonunda klübümüze üye kaydına kadar ilerleyecekti. İzmir ekibi görülünce moral ve motivasyonumuz arttı. Feribot rengarenk vosvoslarla doldu. Tek tip kıyafet ve sarı klüp şapkalarıyla Antalya'lılar sayıları az olmasına karşın örnek gurup olarak dikkat çekti.

Gelibolu organizasyonundan alınan bilgiye göre Feribot sadece Vosvoslar için kalkacaktı ve ücret yine organizasyonca karşılanacaktı. Buna karşın feribottta kamyon ve tırların  varlığı ve büyük yer kapladığı dikkati çekti  ve feribot ücretini de kendimiz ödedik. Feribot iskelesindeki görevlilerin bu feribottan haberi yoktu.

Yaklaşık 40 adet biribirinden güzel böcekle dolu feribot Gelibolu'ya vardığında, Avrupa yakasından gelen vosvoslar tarafından karşılanacaktı. Böyle olmadı.  Kent dışında bir petrol istasyonuna gidildi. Neden buraya gittiğimizi anlayamadık. Hatta bizden önce gidenler hızlı gittiklerinden bir ara yolu bile kaybettik.Bu petrol istasyonuna bir gün sonra yine gideceğimizi ve iki saat daha kalacağımızı, bunun  nedenini de yine anlayacağımızı bilmiyorduk.

Yaklaşık 200 arabalık vosvos konvoyu kent içine geri döndü. Gelibolu sokaklarında ilerlerken çoluk çocuk tüm Gelibolu halkı bizleri sevgi ile karşıladı, balkonlardan alkışladı, arabalarımıza öpücükler kondurdular. Etkinlik alanı Hamzakoy isimli deniz kıyısındaki bir cadde kenarı idi. Burada Organizasyonun tamamen fiyaskoyla sonlanacığının ilk sinyalleri alındı. Tam bir kaos yaşandı. Organizasyonla ilgilenenler oradan oraya koşuşturuyor, ellerinden geldiğince birşeyler yapmaya çalışıyorlardı. Çaba gösterilmediğini kimse söyleyemzdi. Çok iyi niyetliydiler. Birşeyler yapmak için çırpınıyorlardı. Fakat bu olağanüstü çaba pek işe yaramadı. Çünkü hala bir etkinlik planı yoktu ve kimse ne yapacağını bilmiyordu. İnternette yayınlanan geçici etkinlik planı sanal ortamda kalmıştı. Herkes kendi başının çaresine bakmaya başladı. Biz de Mine Koçak tarafından rezervasyonu yaptırılan Türkmen otele yerleştik.

M.Ali Gülfidan ise ailecek kamp yapmayı tercih etmişti. Akşam kamp yerinde kendisinin doğum gününü kutladık. Şerefe şampanya patlattık. Bülent, israrla Peter Werner'den Almanların nasıl şerefe dediğini öğrenmek istedi. Fakat Peter de bizden birisi olmuş o da şerefe diyordu, farklı bir aksanla olsa da. Almanca Prosit veya Prost şeklindeki şerefe'yi prostat ile karıştırılmasına çok güldük. Bu bizim gerçek akşam etkinliğimiz oldu.

Çünkü Gelibolu Tanıtım Gönüllüleri tarafından gerçekleşeceği söylenen etkinlikleri boşuna bekledik. Kamp ateşi yakılacaktı. Belediye ikramda bulunacaktı, sürpriz etkinlikler olacaktı,  anı bırakacak hediyeler Gelibolu T-Shirt'u, arabalara yapıştırlacak Stickerler vs verilecekti. Bunların sadece İstanbul'dan gelenler ayrıldığını öğrendik. Saatler sonra iki adet sandalyenin üzerine bir perde konuldu ve video projektörle Çanakkale Belgeseli filmi gösterildi. Filmin gösterilme şeklini, ses ve ışık koşullarını yapımcı görseydi çok üzülürdü. Çünkü film gerçekten çok güzeldi ve böyle bir sunumu haketmeyecek kalitedeydi.

11 Nisan 2004 pazar günü saat 09 00 da tüm vosvoslar buluşacak, Bolayır’da bulunan Gazi Süleyman Paşa Türbesi ve daha sonra Namık Kemal mezarı ziyaret edildikten sonra, Çanakkale Şehitler Abidesine gidilecek ve çelenk konulacaktı. Saat 11 00 gibi yola çıkabildik. İstikametimiz ters yöndeydi. Yine bir gün önce gittiğimiz Petrol istasyonuna vardık. Burada bir kısım vosvoscular bir tarafa doğru, diğerleri ise aksi tarafa yöneltilerek park ettirildiler. Buraya neden geldiğimize ve vosvosların neden iki farklı yönde park ettirildiklerine bir anlam veremesek ve saatlerce neden beklediğimizi anlamasak da pek de önem vermedik. Çünkü vosvosseverler arasında güzel bir dostluk ortamı oluşmuştu.

Orada tanıştığımız 5 yaşlarında gösteren Yaman'la yaptığımız sohbeti unutmak mümkün mü? Yaman, Fuat Kıvran'ın kırmızı cabriosuyla yakından ilgilenmeye başlamıştı. Arabanın adını sordu. Kırmızı Şimşek adı hoşuna gitmişti. Babasının arabası ise maviydi. Kırmızı Şimşek'in karısı olup olmadığını da merak ediyordu. Var dedik ve arabada bulunan kartondan vosvos maketini kendisine vosvosun bebeği olarak verdik. Yaman ilk vosvosuna kavuşurken isteği  bununla da kalmadı. Kırmızı Şimşek'in eşinden boşanmasını ve kendi mavi vosvoslarıyla evlenmesini istiyordu. Bunun nedenini öğrenmemiz gecikmedi. Açık mavi renkli ikinci bir vosvos yavrusuydu Yaman'in hayali. Umarız bu hayalin gerçekleşir sevgili Yaman.

Petrol istasyonundan yola çıkarken her arabaya bir T-Shirt ve içinde ne yazdığını bilmediğimiz rulo yapılmış kurdelalı bir kağıt veriliyordu. Bunların sadece belli bir tarafa önceden yönlendirilen vosvoslara verildiğini bilmiyorduk. Bizim tarafa yetiştiremiyorlar diye düşünüp trafiğin tıkanmasını önlemek amacıyla kendimiz almak istedik. Aldığımız cevap, "sadece diğer yönden gelenlere veriyoruz" idi. Verdiğimiz reaksiyon, üzerine arabamıza konulmaya çalışılan bir T-Shirt ve kırmızı kurdelalı kağıt ruloyu geri fırlatmamız, etkinlik boyunca yaptığımız tek protestoydu. Üç kişinin bulunduğu arabaya uygun görülen bir hatıra T-Shirt'ünü, galiba araba giyecekti ki araba başı bir tane düşünülmüştü.

Petrol İstasyonundaki uzun bekleme süresi sırasında organizasyondan sorumlu olanlardan Haluk Akkaya'nın sponsor olmak isteyen kuruluşlardan son anda red cevabı aldıklarını bu nedenle kendisinin masrafları şahsen üstlendiğini ve vosvosculara verilen benzin parası sözünün yerine getirileceğini öğrendik. Bu haber üzerine pek çok vosvossever para almaktan vazgeçerken bazıları bunun için kuyrukta bekliyordu. O anda kuyrukta bekleyenlerin mi, yoksa para hakkından vazgeçenlerin mi doğru davrandığını bilmiyorduk, petrol istasyonuna gelmemizin nedeninin para alma işi olduğunu önceden bilemediğimiz gibi. Bizim tamamen kendi olanaklarımızla geldiğimiz bilindiği ve hiçbir talebimiz olmadığı halde, yarım günümüz ters yöndeki petrol istasyonuna gidip gelme ve para almak için kuyruğa girenleri beklemekle geçirtilmişti.

Petrol istasyonundan sonra konvoy halinde Şehitler Abidesine gidilirken ilk günkü katılan vosvosların sayısının azaldığı dikkatimizi çekti. Abide'ye çelenk konuldu. Şehitlerimiz saygıyla andık. TV'lere röportajlar verildi ve geri dönüş için herkes serbest kaldı. Abideye giden yol her iki taraftan da kilitlemişti. Saatlerce iki yöne gidenler beklemek zorunda kaldı. Gelibolu'ya geri dönmemiz akşamı buldu.

Bir önceki gün cıvıl cıvıl vosvos dolu Gelibolu sokakları birden bire boşalmıştı. Taner Demir ve M.Ali Gülfidan ve ekibi geri dönüş yolculuğuna çoktan çıkmışlardı. Taner Antalya’ya, M.Ali Gülfidan ise İstanbul istikametine yöneldiler. Kendilerinin yolculuklarını telefonla izlemeye çalışırken iki araba ve mürettabatı bir gece daha Gelibolu'da kalıp bu güzel kentin tadını çıkardı. Yıldırım Beyazıt zamanından beri geleneksel olarak yapılan peynir helvası ilk kez tadıldı.

12 Nisan Pazartesi günü sabahı,  Gelibolu'da arta alan son iki vosvos, kırmızı cabrio ve ördekbaşı yeşili böcek 07 30 feribotuyla Lapseki'ye geçerek Truva'da ilk molasını verecekti. Dünya'nın en önemli antik kentlerinden birisi olan Truva gezildikten sonra saat 11 15 de güneye yolculuk başladı. Bu kez rotamız İzmir ve Manisa  üzerindendi. Dönüş yolunda Mehmet Budak’ın da katılımıyla çift sürücü ile yol alan Bülent Kurtoğlu'nun ördek başı yeşili süper böceği, saat 24 00 sularında Antalya'ya ulaşırken, Fuat Kıvran-Peter Werner sürücülüğünde seyreden kırmızı şimşek Korkuteli'nde çorba molası verip saat 01 00 sularında hedefe vardı.

Gezi sonrası anılarını yazarken ziyaret ettiğimiz www.geltag.com sitesinde hala geçici etkinlik programı vardı. Gezi tamamlanmış fakat gerçek etkinlik programını hala öğrenememiştik. Buna karşın başta büyük bir petrol kuruluşu olmak üzere 9 adet sponsorun reklamı yayınlanıyordu söz konusu web sayfasında. Ülke boyutunda yayın yapan en çok izlenen TV kanallarında Haluk Akkaya’nın sponsor firmalarının reklamları önünde yaptığı yayınları izledik TV’lerde Bize verilen bilgiye göre ise önce sponsorlar sözlerinde durmamışlar, bunun üzerine Haluk Akkaya büyük bir özveriyle masrafları cebinden karşılamış ve birden bire son anda  9 adet sponsor çıkıvermişti ortaya. Sonradan mantar gibi bitiveren bu sponsorların reklam tabelaları önünde önceden TV çekimleri yapılmıştı. Biz yine bir şey anlayamadık. Gezi sırasında kendimizin yaptığı otel rezervasyonları dışında planlı ve bilinçli hiçbir bir olay yaşayamamıştık.

Gidiş geliş yaklaşık 1600 km lik yolu en genci 30 yaşındaki arabalarla göze alan katılımcılara bir etkinlik planı bile sunmayan, duyurdukları etkinlikleri gerçekleştirmeyen, bunun için özür dilemeyi bile ekıl edemeyen, birbirini tutmayan farklı sponsorluk bilgileri veren organizasyon sorumlularına herşeye rağmen özellikle teşekkür etmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

Bu samimi teşekkürümüzün önemli nedenleri var elbette. Herşeyden önce aziz şehitlerimizin ruhunu şadettik. Birbirinden güzel çok sayıda vosvos gördük, onların sahipleri ile tanıştık, dostluklar oluşturduk, vosvosseverlerin ne denli sevgi dolu, güzel, insan gibi insan olduklarını bire bir yaşadık. Bir de Kaplumbağa Fan Club Antalya'99  bünyesinde yapılan etkinlikleri, bunların planlanmasını, gerçekleşmesini, kısacası organizasyonunu, Türkiye çapında düzenlenen bir etkinlikle karşılaştırdığımızda oldukça iyi bir yerde bir yerde olduğumuzu farkettik. Geziye katılsın katılmasın tüm KFCA'99 üyeleri kendileri ile gurur duyabilirler.

Özet de olsa birazcık teknik bilgi vermenin zararı olmayacağını düşünüyoruz. 1973 model 1303 kaplumbağa tüm gezi boyunca kent içi yollar dahil 1676 Km yol katetti. Bu mesafe için 182 litre süper benzin tüketerek 272 milyon TL ödedik. 100 Km de 9.20 litrelik tüketim ile bir kilometrede 162 000  TL harcamış olduk. Sürücü değişikliklerinde 100 Km de tüketilen benzin 8 litre ile 11 litre arasında değişiyordu. Hiç radara yakalanmadık. Trafik polisleri bizi durdurmadığı gibi selam vererek uğurlayanlar bile oldu.

KFCA'99

13.04.2004, Antalya

Not: 

Bu gezi ile ilgili yazı ve resimlerin web sayfamızda yayınlanması 2 eylül 2004 'e kadar gecikti. Bunun nedeni bilgisayar ortamındaki dosyalarımızın kaybolması idi. Geçen zaman içerisinde eski resimlerimizi ve yazılarımızı yeniden bir araya toplayabildik.

Yukarıdaki yazı geziden hemen sonra kaleme alındı ve web sayfamızda yayınlandı. Geziye katılan diğer büyük vosvos guruplarından, İstanbuldan, Ankara'dan İzmir'den Bursa'dan ve diğer illeren gelen guruplardan önemli bir eleştiri gelmedi. İstanbul ve İzmir teşekkür yazıları yayınlandı internette. Kendi etkinliklerimizden sonra da oturup öz eleştirimiz yapma alışkanlığımız vardı. Bunun nedeni yapılan işi karalamak değil, öğrenilenleri ileride kullanmaktı niyetimiz. 

Bu niyetimizin tüm vosvosseverlerce anlaşıldığını söyleyemeyiz. Bu yazının duyurulumasından bir süre sonra bizim dışımızda olmak üzere, katılan guruplar arasında ileri boyutlarda suçlamalar oldu. Biribirini suçlayan herkes bizim yazımızın kelimesi kelimesine doğru olduğunu belirttiler. Doğruyu yazdığımız için teşekkürler almaya başladık. 

Bu teşekkürler internet ortamında bazı vosvosseverler arasında yapılan yazışmaların elden ele dolaşmasına kadar sürdü. Karşılıklı suçlamalar sırasında vosvoscular arasında siyasi faaliyetleri olanların bulunduğunu, fakat bunların bu niyetlerini gizlediklerini, ama artık deşifre olduklarını açıkladılar. Kendileri deşifre olmadan önce hep vosvoscuların arasında olduklarını, Geliboluda da bulunduklarını anlattılar.Bazıları diğerlerini çıkar amaçlı faaliyetle itham ettiler. Klübümüzün siyasi ve ticari faaliyeti olmadığı için, yanlış anlaşılmalara meydan vermemek amacıyla hiçbir siyasi ve ticari faaliyetimizin olmadığını duyurmak zorunda kaldık. Bu duyurumuz, bizim hiçbir katkımızın olmadığı, tamamen bizim dışımızda organize edilen Vosvos Platformu isimli bir girişimi sabote etmek olarak algılandı ve sabotajcı olarak suçlandık. 

Vosvos.net isimli bir web sitesi duyurumuzu yayınlamak için bizden izin istedi. Tamamen şeffaf bir klüp olduğumuzdan yayınlama iznini severek verdik. Fakat yazımızın anlaşılabilmesi için ekindeki belgelerin de birlikte yayınlanması gerektiğini ancak bu koşulla yayınlamalarına rıza gösterdiğimizi bildirdik. Ekteki belgeler olmadan yazımızın anlamı yoktu çünkü. Vosvos.net yazımızı bizim verdiğimiz olur'un aksine ekleri olmadan yayınladı. 

Her zaman yazdığımız gezi izlenimlerine bu kez gezi sonrası izlenimlerimizi de eklemek durumunda kaldık.

Günleriniz Vosvos'lar kadar güzel geçsin.

02.09.2004

KFCA'99