|
Gezi Güzergahı
Haritayı
büyük boyda görmek için üzerine tıklayınız |

|
Her şey
Mine Koçak'tan gelen bir haberle başladı. İnternetten
edindiği bilgiye göre ülke çapında bir vosvos buluşması
vardı. Detaylı bilgi www.geltag.com adresindeydi. Durum hemen başkanımız Mehmet Budak'a
iletildi. Bu etkinliğe katılma kararı alındı. Fidanlık
gezimizde üyelere duyuruldu.
Gezinin
bir özelliği vardı. Katılımcılara benzin paraları ödenecekti.
Bu da 100 sayısıyla sınırlıydı. Geçici etkinlik
programları güzeldi. Barış gezisiydi adı. Yasal
izinleri alınmıştı. Basından ilgi de vardı. Bizim ilk
yüze girme olasılığımız söz konusu olmadığından
kendi imkanlarımızla gidecektik. Hemen iş bölümü yapıldı.
Çanakkale otel rezervasyonu Taner Demir, Gelibolu otel
rezervasyonu Mine Koçak, basın ve güzergah organizasyonu
Fuat Kıvran, klübü temsil Mehmet Budak ve moral ve
motivasyondan sorumlu Bülent Kurdoğlu işe koyuldular.
Etkinlik sırasında Gelibolu Tanıtım Gönüllüleri (Önceleri
vakıf olarak algıladık, sonradan olmadığını öğrendik)
tarafından yapılan organizasyona katılınacaktı.
9 Nisan
sabah saat 05 30 da Dokuma'da buluşuldu. Ekipte 4 araba ve
13 kişi vardı. Gazetecilere poz verdikten sonra uzun Çanakkale
yolu önümüzdeydi. Bir gece önce gelen bir haber katılımcıların
morali bozulmasın diye onlardan gizlendi. Etkinlik
sponsorları sponsorluktan vazgeçmişlerdi. Biz kendi
imkanlarımızla gitmemize rağmen bu haber, başka
kentlerden geleceklerin sayısını azaltabilir ve
moralimizi bozabilirdi. Bu haber yola çıklıdıktan sonra
duyuruldu. Kimse umursamadı bile. Bizim sponsorla işimiz
zaten yoktu. Hatta Bursa'dan katılan bir vosvosseverin hakkını
Antalya'ya devretme önerisi tereddütsüz reddedildi.
Gezi
ekibi şöyleydi: Fuat Kıvran, Peter Werner, Mine Koçak,
Mehmet Budak, Bülent Kurdoğlu, Taner Demir, Meltem
Cantekin, 2 Misafiri, M.Ali Gülfidan, eşi ve iki çocuğu.
İlk molayı Acıpayam'da verdik. İlk arızayı da hemen
sonra. Fuat Kıvran'ın arabasının ön fren pompasında sıkışma
olmuş bu da fren balatasının aşınmasına neden olmuştu.
Salihli'de
yeni balata takılarak pompa tamir edildi. Bu tamirat yaklaşık
1 saat zaman kaybına neden olurken diğer arabaların yola
devam etmesi ve tamirattan sonra onlara yetişilmesi önerisi
katılımcılar tarafından kabul edilmedi. Güzel bir dayanışma
örneğiydi bu.
Yolculuğun
bundan sonraki bölümü önceki kısmı gibi neşeli geçti.
Yaklaşık 2 saatte bir mola verildi. Her molada Bülent
Kurdoğlu'nun arabasını yıkayıp parlatması görülmeye
değerdi. En
hızlı giden Taner Demir, hep arkalarda kalan Fuat Kıvran
oldu. Bir molada Bülent Kurdoğlu çaycıdan günün golünü
yedi. Diğer sürücüler arada bir direksiyonu diğerine
verip dinlenerek giderken Bülent Kurdoğlu direksiyonu bırakmıyordu.
Böylece de yorulması doğaldı. Yorgunluğunu molada çay
içerek gidermek hakkıydı elbet. Hevesle çaycıya,
bize güzel bir çay getir deyince çaycıdan "peki
efendim çayı süsleyip getiririm" gibi bir yanıt aldı.
Balıkesir
ve Edremit üzerinden Çanakkale'ye ulaştığımızda akşam
saat 20 30 olmuştu. Daha kente girer girmez Konya'dan
Mehmet Cantekinler ve arkadaşı Meltem bizi buldular.
Kendileriyle internette başlayan tanışmamız gerçeğe dönüştü.
Çanakkale'nin güzel akşamında biralar içilirken derin
vosvos sohbetleri yaşandı.
Büyük
Truva Oteline yerleştik. İlk tartışma bir sonraki gün
olan 10 Nisan'ın programı içindi. 10 Nisan öğle vakti
Lapseki vapur iskelesinde olmamız gerekiyordu. Öğleden önceyi
değerlendirme şeklinde ise fikir ayrılığı vardı.
Truva ziyareti herkesin ortak fikriydi. Fakat Daner Demir,
Meltem Cantekin ve konukları bunu öğleden önce yapalım
derken, diğer katılımcılar uzun yol yorgunluğu
nedeniyle Truva ziyaretini göze alamadılar. Truva gezenler
diğerleri ile vapur iskelesi yolunda buluştular. Truvaya
gitmeyenler ise Çanakkale içinde güzel bir gezinti yaptılar,
Aynalı Çarşıyı ziyaret ettiler. Burnu tıkanan Mehmet
Budak' eczanede özel bir yapma ilaç hazırlandı. Bu ilaç
sayesinde olacak ki ertesi günü turp gibi oldu ve sarı
sarı çiçek açan turp tarlaları arasında keyifle dolaştı.
(Tıbbi bir sır: Hekim olmanın verdiği avantajla eczacının
mucizevi yapma ilacının terkibini, yani içeriğini
saptamak zor olmadı. Büyük bir kahve fincanında sunulan
ilaç sıcaktı ve buharları ile mis gibi koku yayıyordu
etrafa. Hafif yeşilimsi, içinde türlü çeşitli otların
kaynatıldığı ilaçta en etkili madde yaklaşık % 30
oranındaki alkolden başka bir şey değildi. İsterseniz
siz de yapabilirsiniz evinizde benzer bir ilacı. Nane,
kekik, tarçın ya da hoşunuza giden başka bitkileri
kaynatın, biraz şeker, yüzde/20-30 oranında alkol, örneğin
votka koyup karıştırı, sıçak sıcak için, yan etki
yaparsa doktorunuza başvurun)
Bu önemli
tıbbi önerilerden sonra yolumuza devam edelim. Bir sonraki
durağımız Lapseki Feribot iskelesi idi. Buraya ilk ulaşan
ekip en uzak yerden gelen 07 ANTALYA idi. Bir süre sonra
Bandırma'nın tek katılımcısı Yakup bize katıldı.
Yakup'la başlayan dostluğumuz gezinin sonunda klübümüze
üye kaydına kadar ilerleyecekti. İzmir ekibi görülünce
moral ve motivasyonumuz arttı. Feribot rengarenk
vosvoslarla doldu. Tek tip kıyafet ve sarı klüp şapkalarıyla
Antalya'lılar sayıları az olmasına karşın örnek gurup
olarak dikkat çekti.
Gelibolu
organizasyonundan alınan bilgiye göre Feribot sadece
Vosvoslar için kalkacaktı ve ücret yine organizasyonca
karşılanacaktı. Buna karşın feribottta kamyon ve tırların
varlığı ve büyük yer kapladığı dikkati çekti
ve feribot ücretini de kendimiz ödedik. Feribot
iskelesindeki görevlilerin bu feribottan haberi yoktu.
Yaklaşık
40 adet biribirinden güzel böcekle dolu feribot
Gelibolu'ya vardığında, Avrupa yakasından gelen
vosvoslar tarafından karşılanacaktı. Böyle olmadı.
Kent dışında bir petrol istasyonuna gidildi. Neden buraya
gittiğimizi anlayamadık. Hatta bizden önce gidenler hızlı
gittiklerinden bir ara yolu bile kaybettik.Bu petrol
istasyonuna bir gün sonra yine gideceğimizi ve iki saat
daha kalacağımızı, bunun nedenini de yine anlayacağımızı
bilmiyorduk.
Yaklaşık
200 arabalık vosvos konvoyu kent içine geri döndü.
Gelibolu sokaklarında ilerlerken çoluk çocuk tüm
Gelibolu halkı bizleri sevgi ile karşıladı, balkonlardan
alkışladı, arabalarımıza öpücükler kondurdular.
Etkinlik alanı Hamzakoy isimli deniz kıyısındaki bir
cadde kenarı idi. Burada Organizasyonun tamamen fiyaskoyla
sonlanacığının ilk sinyalleri alındı. Tam bir kaos yaşandı.
Organizasyonla ilgilenenler oradan oraya koşuşturuyor,
ellerinden geldiğince birşeyler yapmaya çalışıyorlardı.
Çaba gösterilmediğini kimse söyleyemzdi. Çok iyi
niyetliydiler. Birşeyler yapmak için çırpınıyorlardı.
Fakat bu olağanüstü çaba pek işe yaramadı. Çünkü
hala bir etkinlik planı yoktu ve kimse ne yapacağını
bilmiyordu. İnternette yayınlanan geçici etkinlik planı
sanal ortamda kalmıştı. Herkes kendi başının çaresine
bakmaya başladı. Biz de Mine Koçak tarafından
rezervasyonu yaptırılan Türkmen otele yerleştik.
M.Ali Gülfidan
ise ailecek kamp yapmayı tercih etmişti. Akşam kamp
yerinde kendisinin doğum gününü kutladık. Şerefe
şampanya patlattık. Bülent, israrla Peter Werner'den
Almanların nasıl şerefe dediğini öğrenmek istedi.
Fakat Peter de bizden birisi olmuş o da şerefe diyordu,
farklı bir aksanla olsa da. Almanca Prosit veya Prost şeklindeki
şerefe'yi prostat ile karıştırılmasına çok güldük.
Bu bizim gerçek akşam etkinliğimiz oldu.
Çünkü
Gelibolu Tanıtım Gönüllüleri tarafından gerçekleşeceği
söylenen etkinlikleri boşuna bekledik. Kamp ateşi yakılacaktı.
Belediye ikramda bulunacaktı, sürpriz etkinlikler olacaktı,
anı bırakacak
hediyeler Gelibolu T-Shirt'u, arabalara yapıştırlacak
Stickerler vs verilecekti. Bunların sadece İstanbul'dan
gelenler ayrıldığını öğrendik. Saatler sonra iki adet
sandalyenin üzerine bir perde konuldu ve video projektörle
Çanakkale Belgeseli filmi gösterildi. Filmin gösterilme
şeklini, ses ve ışık koşullarını yapımcı görseydi
çok üzülürdü. Çünkü film gerçekten çok güzeldi ve
böyle bir sunumu haketmeyecek kalitedeydi.
11
Nisan 2004 pazar günü saat 09 00 da tüm vosvoslar buluşacak,
Bolayır’da bulunan Gazi Süleyman Paşa Türbesi ve daha
sonra Namık Kemal mezarı ziyaret edildikten sonra, Çanakkale
Şehitler Abidesine gidilecek ve çelenk konulacaktı. Saat
11 00 gibi yola çıkabildik. İstikametimiz ters yöndeydi.
Yine bir gün önce gittiğimiz Petrol istasyonuna vardık.
Burada bir kısım vosvoscular bir tarafa doğru, diğerleri
ise aksi tarafa yöneltilerek park ettirildiler. Buraya
neden geldiğimize ve vosvosların neden iki farklı yönde
park ettirildiklerine bir anlam veremesek ve saatlerce neden
beklediğimizi anlamasak da pek de önem vermedik. Çünkü
vosvosseverler arasında güzel bir dostluk ortamı oluşmuştu.
Orada
tanıştığımız 5 yaşlarında gösteren Yaman'la yaptığımız
sohbeti unutmak mümkün mü? Yaman, Fuat Kıvran'ın kırmızı
cabriosuyla yakından ilgilenmeye başlamıştı. Arabanın
adını sordu. Kırmızı Şimşek adı hoşuna gitmişti.
Babasının arabası ise maviydi. Kırmızı Şimşek'in karısı
olup olmadığını da merak ediyordu. Var dedik ve arabada
bulunan kartondan vosvos maketini kendisine vosvosun bebeği
olarak verdik. Yaman ilk vosvosuna kavuşurken isteği
bununla da kalmadı. Kırmızı Şimşek'in eşinden boşanmasını
ve kendi mavi vosvoslarıyla evlenmesini istiyordu. Bunun
nedenini öğrenmemiz gecikmedi. Açık mavi renkli ikinci
bir vosvos yavrusuydu Yaman'in hayali. Umarız bu hayalin
gerçekleşir sevgili Yaman.
Petrol
istasyonundan yola çıkarken her arabaya bir T-Shirt ve içinde
ne yazdığını bilmediğimiz rulo yapılmış kurdelalı
bir kağıt veriliyordu. Bunların sadece belli bir tarafa
önceden yönlendirilen vosvoslara verildiğini bilmiyorduk.
Bizim tarafa yetiştiremiyorlar diye düşünüp trafiğin tıkanmasını
önlemek amacıyla kendimiz almak istedik. Aldığımız
cevap, "sadece diğer yönden gelenlere veriyoruz"
idi. Verdiğimiz reaksiyon, üzerine arabamıza konulmaya çalışılan
bir T-Shirt ve kırmızı kurdelalı kağıt ruloyu geri fırlatmamız,
etkinlik boyunca yaptığımız tek protestoydu. Üç kişinin
bulunduğu arabaya uygun görülen bir hatıra T-Shirt'ünü,
galiba araba giyecekti ki araba başı bir tane düşünülmüştü.
Petrol
İstasyonundaki uzun bekleme süresi sırasında
organizasyondan sorumlu olanlardan Haluk Akkaya'nın sponsor
olmak isteyen kuruluşlardan son anda red cevabı aldıklarını
bu nedenle kendisinin masrafları şahsen üstlendiğini ve
vosvosculara verilen benzin parası sözünün yerine
getirileceğini öğrendik. Bu haber üzerine pek çok
vosvossever para almaktan vazgeçerken bazıları bunun için
kuyrukta bekliyordu. O anda kuyrukta bekleyenlerin mi, yoksa
para hakkından vazgeçenlerin mi doğru davrandığını
bilmiyorduk, petrol istasyonuna gelmemizin nedeninin para
alma işi olduğunu önceden bilemediğimiz gibi. Bizim
tamamen kendi olanaklarımızla geldiğimiz bilindiği ve hiçbir
talebimiz olmadığı halde, yarım günümüz ters yöndeki
petrol istasyonuna gidip gelme ve para almak için kuyruğa
girenleri beklemekle geçirtilmişti.
Petrol
istasyonundan sonra konvoy halinde Şehitler Abidesine
gidilirken ilk günkü katılan vosvosların sayısının
azaldığı dikkatimizi çekti. Abide'ye çelenk konuldu. Şehitlerimiz
saygıyla andık. TV'lere röportajlar verildi ve geri dönüş
için herkes serbest kaldı. Abideye giden yol her iki
taraftan da kilitlemişti. Saatlerce iki yöne gidenler
beklemek zorunda kaldı. Gelibolu'ya geri dönmemiz akşamı
buldu.
Bir
önceki gün cıvıl cıvıl vosvos dolu Gelibolu sokakları
birden bire boşalmıştı. Taner Demir ve M.Ali Gülfidan
ve ekibi geri dönüş yolculuğuna çoktan çıkmışlardı.
Taner Antalya’ya, M.Ali Gülfidan ise İstanbul
istikametine yöneldiler. Kendilerinin yolculuklarını
telefonla izlemeye çalışırken iki araba ve mürettabatı
bir gece daha Gelibolu'da kalıp bu güzel kentin tadını
çıkardı. Yıldırım Beyazıt zamanından beri geleneksel
olarak yapılan peynir helvası ilk kez tadıldı.
12
Nisan Pazartesi günü sabahı, Gelibolu'da arta alan
son iki vosvos, kırmızı cabrio ve ördekbaşı yeşili böcek
07 30 feribotuyla Lapseki'ye geçerek Truva'da ilk molasını
verecekti. Dünya'nın en önemli antik kentlerinden birisi
olan Truva gezildikten sonra saat 11 15 de güneye yolculuk
başladı. Bu kez rotamız İzmir ve Manisa üzerindendi.
Dönüş yolunda Mehmet Budak’ın da katılımıyla çift
sürücü ile yol alan Bülent Kurtoğlu'nun ördek başı
yeşili süper böceği, saat 24 00 sularında Antalya'ya
ulaşırken, Fuat Kıvran-Peter Werner sürücülüğünde
seyreden kırmızı şimşek Korkuteli'nde çorba molası
verip saat 01 00 sularında hedefe vardı.
Gezi
sonrası anılarını yazarken ziyaret ettiğimiz
www.geltag.com sitesinde hala geçici etkinlik programı vardı. Gezi
tamamlanmış fakat gerçek etkinlik programını hala öğrenememiştik.
Buna karşın başta büyük bir petrol kuruluşu olmak üzere
9 adet sponsorun reklamı yayınlanıyordu söz konusu web
sayfasında. Ülke boyutunda yayın yapan en çok izlenen TV
kanallarında Haluk Akkaya’nın sponsor firmalarının
reklamları önünde yaptığı yayınları izledik
TV’lerde Bize verilen bilgiye göre ise önce sponsorlar sözlerinde
durmamışlar, bunun üzerine Haluk Akkaya büyük bir özveriyle
masrafları cebinden karşılamış ve birden bire son anda
9 adet sponsor çıkıvermişti ortaya. Sonradan mantar gibi
bitiveren bu sponsorların reklam tabelaları önünde önceden
TV çekimleri yapılmıştı. Biz yine bir şey anlayamadık.
Gezi sırasında kendimizin yaptığı otel rezervasyonları
dışında planlı ve bilinçli hiçbir bir olay yaşayamamıştık.
Gidiş
geliş yaklaşık 1600 km lik yolu en genci 30 yaşındaki
arabalarla göze alan katılımcılara bir etkinlik planı
bile sunmayan, duyurdukları etkinlikleri gerçekleştirmeyen,
bunun için özür dilemeyi bile ekıl edemeyen, birbirini
tutmayan farklı sponsorluk bilgileri veren organizasyon
sorumlularına herşeye rağmen özellikle teşekkür
etmemiz gerektiğini düşünüyoruz.
Bu
samimi teşekkürümüzün önemli nedenleri var elbette.
Herşeyden önce aziz şehitlerimizin ruhunu şadettik.
Birbirinden güzel çok sayıda vosvos gördük, onların
sahipleri ile tanıştık, dostluklar oluşturduk,
vosvosseverlerin ne denli sevgi dolu, güzel, insan gibi
insan olduklarını bire bir yaşadık. Bir de Kaplumbağa
Fan Club Antalya'99 bünyesinde yapılan etkinlikleri,
bunların planlanmasını, gerçekleşmesini, kısacası
organizasyonunu, Türkiye çapında düzenlenen bir
etkinlikle karşılaştırdığımızda oldukça iyi bir
yerde bir yerde olduğumuzu farkettik. Geziye katılsın katılmasın
tüm KFCA'99 üyeleri kendileri ile gurur duyabilirler.
Özet
de olsa birazcık teknik bilgi vermenin zararı olmayacağını
düşünüyoruz. 1973 model 1303 kaplumbağa tüm gezi
boyunca kent içi yollar dahil 1676 Km yol katetti. Bu
mesafe için 182 litre süper benzin tüketerek 272 milyon
TL ödedik. 100 Km de 9.20 litrelik tüketim ile bir
kilometrede 162 000 TL
harcamış olduk. Sürücü değişikliklerinde 100 Km de tüketilen
benzin 8 litre ile 11 litre arasında değişiyordu. Hiç
radara yakalanmadık. Trafik polisleri bizi durdurmadığı
gibi selam vererek uğurlayanlar bile oldu.
KFCA'99
13.04.2004,
Antalya
Not:
Bu
gezi ile ilgili yazı ve resimlerin web sayfamızda yayınlanması
2 eylül 2004 'e kadar gecikti. Bunun nedeni bilgisayar
ortamındaki dosyalarımızın kaybolması idi. Geçen zaman
içerisinde eski resimlerimizi ve yazılarımızı yeniden
bir araya toplayabildik.
Yukarıdaki
yazı geziden hemen sonra kaleme alındı ve web sayfamızda
yayınlandı. Geziye katılan diğer büyük vosvos guruplarından,
İstanbuldan, Ankara'dan İzmir'den Bursa'dan ve diğer
illeren gelen guruplardan önemli bir eleştiri gelmedi. İstanbul
ve İzmir teşekkür yazıları yayınlandı internette.
Kendi etkinliklerimizden sonra da oturup öz eleştirimiz
yapma alışkanlığımız vardı. Bunun nedeni yapılan işi
karalamak değil, öğrenilenleri ileride kullanmaktı
niyetimiz.
Bu
niyetimizin tüm vosvosseverlerce anlaşıldığını söyleyemeyiz.
Bu yazının duyurulumasından bir süre sonra bizim dışımızda
olmak üzere, katılan guruplar arasında ileri boyutlarda suçlamalar
oldu. Biribirini suçlayan herkes bizim yazımızın
kelimesi kelimesine doğru olduğunu belirttiler. Doğruyu
yazdığımız için teşekkürler almaya başladık.
Bu
teşekkürler internet ortamında bazı vosvosseverler arasında
yapılan yazışmaların elden ele dolaşmasına kadar sürdü.
Karşılıklı suçlamalar sırasında vosvoscular arasında
siyasi faaliyetleri olanların bulunduğunu, fakat bunların
bu niyetlerini gizlediklerini, ama artık deşifre olduklarını
açıkladılar. Kendileri deşifre olmadan önce hep
vosvoscuların arasında olduklarını, Geliboluda da
bulunduklarını anlattılar.Bazıları diğerlerini çıkar
amaçlı faaliyetle itham ettiler. Klübümüzün siyasi ve
ticari faaliyeti olmadığı için, yanlış anlaşılmalara meydan
vermemek amacıyla hiçbir siyasi ve ticari faaliyetimizin
olmadığını duyurmak zorunda kaldık. Bu duyurumuz, bizim
hiçbir katkımızın olmadığı, tamamen bizim dışımızda
organize edilen Vosvos Platformu isimli bir girişimi sabote
etmek olarak algılandı ve sabotajcı olarak suçlandık.
Vosvos.net
isimli bir web sitesi duyurumuzu yayınlamak için bizden
izin istedi. Tamamen şeffaf bir klüp olduğumuzdan yayınlama
iznini severek verdik. Fakat yazımızın anlaşılabilmesi
için ekindeki belgelerin de birlikte yayınlanması gerektiğini
ancak bu koşulla yayınlamalarına rıza gösterdiğimizi
bildirdik. Ekteki belgeler olmadan yazımızın anlamı
yoktu çünkü. Vosvos.net yazımızı bizim verdiğimiz
olur'un aksine ekleri olmadan yayınladı.
Her
zaman yazdığımız gezi izlenimlerine bu kez gezi sonrası
izlenimlerimizi de eklemek durumunda kaldık.
Günleriniz
Vosvos'lar kadar güzel geçsin.
02.09.2004
KFCA'99