Selçuk Çalık ve Vosvosları

Selçuk Çalık tam bir vosvos sevdalısı. Bu sayfada, kendisinin vosvoslarla ilgili deneyimleri, anıları, düşünceleri, fotoğrafları ve videoları sunulmaktadır.

 

Bölümler

 
 

1. Benim Vos'larım

 
 

2. Fotoğraflar

 
 

3. Videolar

 

 

1. BENIM VOS’LARIM

 

      Bu bir sevda. Bu; bu sevdaya tutulanların yerine getirmeleri gereken bir misyon. Bu sevdanın gerçek tutukluları iflah olmuyor, tıpkı ben gibi. Evet, benim hikayem tam kırk yılı doldurdu bu sene. 1968’de bu güzelliğin direksiyonuna oturdum. Aslında, 1955 yılında, çocuk yaşta ilk kez görüp, ilk kez fark ettiğim bu harika ile çok yakından tanışmış, bir bütün olmuştuk. Bir gün, kendi Vosvos’umun direksiyonuna oturacaktım. Bu, benim inancımdı, böyle inanmıştım.

 

Ve, “o gün” gelmişti. 1973’de Almanya’ya işçi olarak gittik. 1974Ocak ayında, narçiçeği renginde, 1970 model bir 1300’ün sahibi olmuştum. Ve, macera artık başlamıştı. İşimize gidip-geldik, çevremizi

bol bol gezdik. Küçük bir kaza sonunda Vos’umu satarak, bir arkadaşımdan  100 marka TÜV’ü olmayan 1966 model bir Variant aldım.TÜV almak bana 400 marka mal oldu. İşte bugün ülkemizde uygulanan  vizenin Almanya’daki versiyonu idi bu TÜV denilen zorluklar manzumesi. İşsiz dönemlerimde arkadaşlarımın araçlarını TÜV’e götürmeğe başladım, prosedürü de öğrenince. Karşılığında da onlar beni tavukçuya götürüyorlardı. Hildesheim, Marienburger Höhe’de acılı

tavuk yapan güzel bir yer vardı, hep oraya giderdik. Yani, Almanya’da TÜV’den ekmek yerine tavuk yedik. Daha sonra, Variant’ımı,  bir arkadaşıma sattım, üzerine de onun TÜV’ü bitmekte olan 1966 beyaz Kaefer’ini aldım. TÜV bitimine kadar, Almanya’da doğan kızımızı yurdumuza getirip, anneannesineemanet  ederek döndük, oğlumuz da anneannedeydi bu arada. Kaefer bizi hiç üzmeden gidip-döndü. TÜV bitiminde de masrafları ağır olacağından, otomobil mezarlığına 50 mark karşılığında bırakmak zorunda kaldık.

 

O yıllarda yaşanan ve Avrupa’yı işsizlikle vuran kriz nedeniyle Ülkemize kesin dönüş yaptık. Dönerken de yaşı ve parası uygun bir Mini Cooper almak durumunda kaldık. Zamanımız ve paramız azdı.

Böyle denk gelmişti. Geldik, yurdumuza tekrar yerleşip, hayatın içine yeniden daldık.  Cooper’deki parça sıkıntıları nedeniyle onu da satıp, 1967 model bir T1 aldık. Ondan sonra bir 1966 T1’imiz daha

oldu, “aile perdeli ve peluşlu”. Satan kişi bize böyle reklam etti T1’i. Hem tül, hem kalın perde vardı, konsol ve vites kolu da mavi peluş kaplı idi, Bus’un rengine uygun !

 

      Bus’ların ikisini de o günkü koşullarda kıymetini bilemeden ardı ardına sattık. Bir süre boş geçtikten sonra bir akrabamızdan yine 1966 Model bir Type 3 Stufenheck (Notchback) aldık, çift karbüratör 54 PS. Çok konforlu idi, arka koltukta ortada açılıp kapanan bir kolluk Ve hala tıkır-tıkır çalışan orijinal VDO bir zaman saati vardı. O da uzun bir süre bizi keyifle gezdirdi. Çok Vosvos değiştirdim. Eşim bana “sen maymun iştahlısın” diyordu. Ama hepsini çok severek derin duygularla kullandım. Hepsinden zor ayrıldım. Ama bir yerde de şartlar böyle gelmişti, özellikle ekonomik şartlar tabii.

     

Yeniden ev kurup, yerleşmek bizi ekonomik anlamda çok sarsmıştı ve aradan 18 yıl arabasız geçti, diğer bir deyimle “Vosvossuz geçen tam 18 koca yıl”. Sonra “gün oldu, harman oldu”, emekli de

olunca toparlandık, ek işlerle birlikte. 1998’de, 1974 model turuncu bir 1303/1300 cc. Kaefer aldık. Çok derli-toplu idi. İzmir’de ilk Vosvos hareketinin başını çekenlerden Levent AKER Bey’in Vosvos’u imiş. Onun ile 2000 km.lik, sahilden Antalya’ya kadar çok zevkli bir seyahat yapmıştık.

    

Bu arada, daha önce iki kez Bus  kullanmamdan ötürü de Bus sevdam  ön plana çıkmağa başladı. Turuncuyu da satıp aranmağa başladık. Amacım yataalka seyahat etmekti. Şöyle bir prensip gelişmişti kafamda: küçük araç ile, örneğin Çeşme’ye giderseniz, akşama ya dönmek, ya da otel ve restorana para ödemek zorunda kalırsınız. İçinde tadilat yapılan bir Bus ile  seyahat ediyorsanız, istediğiniz kadar yatar-kalkar, yemek yapar ve hatta bulaşık yıkarsınız. Ve böylece de otel-restoran masrafından yapılan tasarruf ile yakıt alarak daha çok yer gezer görürsünüz. Yine uygun bir bus bulamamıştık. Bu kez de araya 1973/1300 cc. bir bal köpüğü girmişti. Onu önce bir etkinlikte, daha sonra Dikili’de görmüş beğenmiştim. Bu arada da Bus arayışlarına da ara verdim. Bir gün “artık aradığımı buldum” dedim ve gönderdiğim resimlerde  de göreceğiniz Bus’u  tamircime göstererek aldım. Bus’a daha önce benim tamircimin bakıyor olması da beni satın almağa teşvik eden nedenler arasındaydı. Çek-yatlı, masalı ve yine aile perdeli !ve kırmızı-beyaz, çelik jant, “dışı seni yakar, içi beni” misali. Ama problemler, işlemler ve bakımlardan hemen sonra gelmeğe başlamıştı. İlk vukuat benzin istasyonunda oldu. Benzini full yaptırdık, Dikili’ye gideceğiz çocuklarla. Bir baktık ki, motorun altında her noktadan benzin akıyor. Sonuçta motor indi, depo çıkarıldı, çek-yat yapılırken üç vida da depoya atılmış. Hallettik. Arkadan debriyaj, tekrar motor indi, Arkadan buji yuvaları çatlamış, bir kez daha motor indi ve ben bittim. Üç kez motor indikten sonra şarj dinamosunun yaratyığı sorunlar da tuz-biber ekti. Neticede Bus’ı da, bire-bir bir takas ile yine 1974/1300 cc. Bir laciverte tahvil ettik.

      Tamircimiz iyi hoş bir insandı, yaşıtımdı arkadaş olmuştuk. Kendi vosvoslarımı, oğlumun ve ortağının ve ayrıca işyerlerinin Vosvoslarını hep ona götürürdük. Bu ilgisizlik niye idi hiç bilemedik.

     

Ama her şey nasip ile, nasip olmayınca olmuyor. Bus uğruna üç Kaefer’i elden çıkardık ama, yine kaldık bizim son emektara, diğerlerini sevdiğim gibi onu da çok seviyorum. O da giderse, diğerleri

gibi çok üzüleceğim. Onu, Çaltıdere’ye gelen Antalya’lı dostlarım görmüşlerdi. Çaltıdere deyince, Hülya ve Emin ALPGİRAY Dostlarımızı anmadan geçmek onlara haksızlık olur diye düşünüyorum. Onlar ki; yedi yıl boyunca bizleri ağırladılar, evlerini, sofralarını açtılar. Enönemlisi bizlere gönüllerini açtılar. Birçoğumuzun Vosvos hayatlarındaki yedi yılın simgesi oldular. Onların sayesinde, karşılaştığımız-

da birbirimize candan sarılabileceğimiz dostlarımız oldu. Onlara yüretken teşekkürü borç biliyoruz eşim ile birlikte.

 

Evimizde akıllıların giremediği bir “Deli Odam” var. Buradakien önemli eşyalarım arasında Vosvoslara ilişkin, dergilerim, kitaplarım,  kendi ellerimle düzenlediğim ve hayli emek harcadığım 15 klasörlük bir “kolaj” koleksiyonum, resimlerim ve Vosvos Modellerim mevcut.

 

      Bu arada çocuklarımızın dışarıda olması nedeniyle ve gorüşebilmek amacıyla  bilgisayar öğrenmeğe çalıştık. Bu itibarla da Vosvos sitelerine girmeyi becerebildik. Birçok Vosvos resmi biriktirerek onlardan yaklaşık 10 dosyalık bir CD yaptım. Onlara, özellikle de Bus’lara bakarak, hanımın “hadi yemek hazır” nidalarını duymuyorum bile. İşte böyle avunuyorum artık.

 

Birgün hayal ettiğim Bus’u alabilirsem, içini kendim düzenlemeyi düşünüyorum. Elimden bu iş için çıkartmadığım ağaç köşe takımını Bus’a uyarlamayı düşünüyorum. Planlar hazır. Adam yerde bir nal bulmuş “ oh be işimiz üç nalla, bir ata kaldı” demiş. Bizimki de o hesap. Bu benim Vosvos hikayem.

 

Her nekadar kısa kesmeğe çalıştı isem de hayatıma giren 11 adet Vosvos’un hikayesidir bu.

     

 Esenlikler diliyorum tüm Vosdostlarıma.

 

Selçuk ÇALIK

Karşıyaka/IZMIR

 

2. FOTOĞRAFLAR

 

3. VİDEOLAR

(Lütfen görmek istediğiniz bölüme tıklayınız, videoları sırayla ve sesli izleyiniz)

 

Anı, resim ve videolarını bizlerle paylaştığı için Selçuk Çalık'a teşekkür ederiz.

KFC Antalya, Aralık 2008